Erzincan Teknik

AÇIK
4.99 / 5

Erzincan Teknik
395 Yapılan İş
0 539 576 07 40

Erzincan Kemah Kapı Hidroliği

AÇIK
5 / 5

Sizin İsminiz
999 Yapılan İş

Firmanızı bu şekilde gösterebilmek için şimdi hizmet vermeye başlayın.

Erzincan Kemah Kapı Hidroliği

Kemah En İyi 10 Kapı Hidroliği – Teklif Al veya Hemen Ara!
Kemah En İyi 10 Kapı Hidroliği – Teklif Al veya Hemen Ara! HemenGeliriz.com ile Güvenli Hizmet, Hızlı Servis, Profesyonel Firmalar. Hemen Ara, Teklif Al veya Karşılaştır, Zaman Kazan.

Kemah kapı hidroliği kullanarak kapıların çarpmasını engelleyebilmeniz mümkündür. Apartman giriş kapılarının, büro kapılarının insanlar girip çıktıkça yüksek bir ses oluşturarak çarpması devamlı olduğu zamanlarda hoş olmamaktadır. Bu sesin etrafı da rahatsız etmemesi için kapı hidroliği kullanılarak, bu sorunun önüne geçebilmeniz olanaklı olabilmektedir.  

Kapı hidrolikleri ile birlikte çarpan kapılara son verebilirsiniz. Kapılarınızın çarpma durumlarında eğer camları varsa bu camlar kırılabilir veya kapıların zamanla bu çarpmalardan aldığı darbeler nedeniyle bozulması da söz konusu olabilmektedir. Ustaların sizler için sunacakları çeşitli kapı hidroliklerinden bir tanesini seçerek kapılarınıza taktırabilmeniz mümkündür.  

 

Kapı İtme Yayları  

Ustaların kapılarınız için yapacakları işlemler için öncelikli olarak hidrolik seçmeniz gerekmektedir. Hemen Geliriz'de mekan alan firmaların sizler için en kaliteli gereçler ile servis sunmasını istiyorsanız hemen irtibata geçin! Bu sitede mekan alan servis ve yer bilgisini doldurduktan sonra sizlere listelenecek olan en yakın ve en kaliteli hizmeti sunan firmaların numaralarından dilediğinizi arayabilirsiniz. Bu firmaları aradıktan sonra yapılacak yöntemi söyleyebilir ve ondan sonra ustalardan bu yöntem için ne kadar ücret alacaklarını sorabilirisiniz. En yakın ve en çabuk şekilde sizlere hizmet verecek olan firmalara bu sitede üzerinden fazla çabucak bir şekilde ulaşabilmeniz mümkündür. Burada yer alan firmaların sizler için sundukları hizmetleri en ucuz şekilde almak için ustalar ile irtibat kurduktan sonra servis bedeli üzerinden pazarlık yapabilmeniz mümkündür.  

Kapıların giriş çıkış esnasında genellikle olarak çarpmasından dolayı  rahatsızlıkların önüne geçmek için Hemen Geliriz'de mekan alan firmalara ulaşabilirsiniz. Burada mekan alan işletmeler sizlere en iyi kapı hidroliği markaları ile birlikte hizmet sunacaklardır. Bu firmaların sizlere sunacakları kapı hidroliği hizmeti için hızlı bir tasvirde arama yapmanız gerekmektedir. mecburi olan aramaların yapılmasının ardından ustalar sizlere en seri şekilde, kapı hidroliği kurulumu hizmeti sunmaktadırlar. Sunulan hizmetler için sizlerden kapı hidroliği ücretleri ve diğer işçilik ücretlerini almaktadırlar. Kapı hidroliğinin değişmesi için ve tamirinin yapılması için de yine Hemen Geliriz Web Sitesi'ni ziyaret edebilirsiniz. Bu sitede mekan alan şirketler ile anlaşarak kapılarınız için kapı hidroliği taktırabilirsiniz, aynı zamanda da kapı hidroliğinin bulunduğu kapılarda aksaklık olması durumunda da ustalar ile anlaşarak bu problemleri yaptırabilmeniz mümkündür.  

Kapı hidroliği takılmadan evvel kapıların opsiyon sık çarpması söz konusuyken, kapı hidroliğinin takılmasının ardından bu çarpma durumlarının engellenmesi sağlanmaktadır. Kapıların hidrolik yapısı ile beraber dayanıklı çarpma durumlarının önüne geçilmektedir. Hidrolik kapılar bırakıldıktan sonra kapıları tutarak yavaş yavaş kapıları yerlerine oturtmaktadırlar. Kapıların kendi kendilerine kapanmaları ve çarpmalarının önüne geçilmesi için bu bhidrolik sistem kullanılmaktadır. Kapılara çokça basit bir biçimde montelenen bu kapı hidroliği sayesinde oldukça konforlu bir uygulama sağlanmaktadır.  

Kapıların kişiler tarafından genelde olarak yavaşça bırakılması söz konusu olmayarak, bu kapıların kapanması için kapı hidroliği takılmaktadır. Kapı hidroliklerinin takılması ile beraber kapıların çokça konforlu bir şekilde kapanması söz konusu olmaktadır. Kapılara bu kapı kapatıcı yayların takılması ile birlikte kapıların açık kalması da engellenmektedir.  

Kapılarda eğer bu sistemler bulunmuyorsa kapılar günlük olarak açık kalmaktadır. Apartman, iş hanı veya diğer binalarda olduğu gibi kalabalık bir giriş çıkışın bulunduğu yerlerde kapı hidroliği sayesinde kapıların kapalı tutulması olabilir olabilmektedir. Kapıların böyle yerlerde açık kalması söz konusu olduğu zamanlarda tehlikeli durumlar söz konusu olmaktadır. Kapılar açık kaldığı zamanlarda güvenlik önlemleri almakta kişiler zorlanmaktadır. Kapıların çoğunlukla olarak kapalı tutulması gerekmektedir. Kapıların genellikle kapalı tutulması da insanlar tarafından pek fazla sağlanamadığı için kapı hidroliği oldukça işlevsel olmaktadır. Bu hidroliklerin kullanılması için Hemen Geliriz'de mekan alan ustalar ile irtibata geçebilirsiniz. Ustaların sizlerle irtibat kurması ile beraber görev sunacakları yerlere kadar gelerek dilediğiniz kapılara kapı hidroliği taktırabilirsiniz.  

 

Kapı Hidroliği Markaları  

Kale

Yale

Marelli  

Bimex

Beşel

YT  

Bu ve bunun gibi birçok markalı kapı hidroliği hizmeti almak isterseniz, Hemen Geliriz Web Sitesi'nde mekan alan kapı hidroliği ustalarından görev alabilmeniz mümkündür. Bu sitede mekan alan ustalardan servis alarak kapılarınızın bir daha çarpmaması için görev alabilmeniz mümkündür. Ustaların sizler için sunacakları kapı hidroliği hizmetinden en süratli şekilde faydalanmak için çabucak bir biçimde ustalar ile irtibata geçebilirsiniz. Ustaların sizler için sundukları en iyi hizmetten ve en ucuz hizmetten bu site aracılığı ile yararlanabilmeniz mümkündür.  

Kapı hidroliklerini kişilerin kullanımlarını bilmeden takması durumlarında, daha mekanizma takılmadan bozulabilmektedir. Eğer bozulmasını istemiyorsanız, kapı hidroliği mekanizmasından anlamıyorsanız kendiniz takmamalısınız. alanında ehil ve bu konuda usta olmuş kişiler ile çalışarak hem çok kısa sürede hem de nitelikli bir şekilde servis alabilmeniz mümkündür. Bu sitede yer alan ustalar ile birlikte çalışarak en nitelikli ve en ucuz hizmeti alabilmeniz mümkündür.  

Kemah kapı hidroliği takılması ile birlikte önceden çarpan kapılarınız artık çarpmayacaktır. Bu kapıların çarpma sorunlarının önüne geçebilmek için kapılarınıza hidrolik mekanizmaları taktırmanız yeterlidir.  

Çeşitli markaların olduğu hidroliklerden bir tanesini seçerek ustalarınızın size istediğiniz marka ve model ile görev sunmasını sağlayabilirsiniz. Sizlere sıfır takılacak olan hidroliklerin güvence hizmetlerinden de yararlanmak için garantili işleyen şirketler ve ustalar ile iletişime geçiniz. Bu sitede mekan alan firmaların birçoğu güvence hizmetini sizlere sunmaktadırlar. Kapı hidroliğinin %100 garantili olduğu durumlarda, kapılarınıza takılmasının ardından belirlenen zaman içerisinde bozukluk vermesi ile birlikte bedava olarak tamir ve değişim hizmetleri sunulabilmektedir.  

 

En Ucuz Kapı Hidroliği  

Kapı hidrolikleri sayesinde kapanmayan kapılarınızı kapatabilir ve dayanıklı çarpan kapılarınıza çözüm bulabilirsiniz. Bu sitede mekan alan ustalar ile birlikte en iyi hizmeti alabilmeniz mümkünüdür. Kapı hidrolikleri çok değişik olmakla beraber marka ve model farkından dolayı fiyat farklılıkları da doğmaktadır. Bu fiyat farklılıklarının sebebi genellikle hidrolikler için kullanılan malzemelerin farklılıkları ve basınçlarının kaç kiloya kadar tartabildiğidir. Her kapının kilosuna göre değişiklik gösteren kapı hidroliği mevcuttur.

Kapı hidroliği taktırmak istediğini zamanlarda ustalardan, size en hesaplı olan hidroliği kullanmasını isteyebilirsiniz. Bu ustalar ile beraber çalışarak seçenekleri arasından dilediğinizi seçebilirsiniz. Kapılarınıza en ucu hidroliği bulabilmeniz artık aşırı kolay . Hemen Geliriz Web Sitesi'nde yer alan firmaları arayarak hiroliklerin markalarını ve bu markaların fiyatlarını sorabilirsiniz. Kapılarınıza en hesaplı olan kapı hidroliğini bulmak için ustaların hizmeti sunmadan önce gelerek veya sizlerden kapı fotoğraflarınızı isteyerek hizmet sunmaları mümkündür. Sitede mekan alan firmaların kapınıza kadar gelerek kapınıza en uygun hidroliği sunması ile beraber direkt olarak kapı hidroliği takma yöntemi alınmaktadır.  

Hemen Geliriz Web Sitesi'nde yer alan ustalara ulaştıktan sonra görev sunmaları için kendi adreslerinizi verebilir ve bu adreslere gelmelerini isteyebilirsiniz. Adresinize kadar gelen ustalardan kapı hidroliği takma hizmeti almanız mümkündür. Ustaların sizler için sunacakları hizmetlerden alacakları fiyatlara kapı hidroliği de dahil olmaktadır. Ustalar hem yaptıkları işlemler için hem de taktıkları mekanizmalar için ücret almaktadırlar. En iyi ve en kaliteli olan hidroliklere ulaşabilmek için yapmanız lazım şey, Hemen Geliriz Web Sitesi üzerinden kapı hidroliği takan firmalara ulaşmaktır. Ulaştığınız tüm ustalar sizlere kapı hidroliği takma konusunda yardımci olacaktır. Bu hizmeti veren ustalar hem zanaat ücretlerini hem de Kemah kapı hidroliği ücretlerini fiyatlarına dahil etmektedirler.  

Erzincan Kemah Hakkında

Kemah, Erzincan'ın 9 ilçesinden biridir.

Eski adı Gamakha olan Kemah; Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünde kendi adını taşıyan bir boğazın güneybatısında yer alan engebeli bir arazide denizden 1053 metre yükseklikte kurulmuş olup, 2354 km2'dir.

İlçe, Erzincan şehir merkezine 50 km uzaklıktadır. Şehir merkezi ile bağlantı karayolu ve Demiryolu ile sağlanmaktadır. İstanbul - Kars arası demir yolu ilçe merkezinden geçmektedir. Fırat Nehri'nin bir kolu olan Karasu Nehri Kemah'ın yanı başından geçmekte olup her türlü su sporunun yapılmasına olanak sağlamaktadır. Kemah Kalesinin tarihte önemli bir yeri vardır. Doğal yapısı gereği savunmaya çok elverişli olduğundan, tarihte hep vazgeçilmez olmuştur. Kimler tarafından ve hangi tarihte yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, Milattan Önce 205 yıllarında Arzaklılar tarafından yapıldığı kimi kaynaklarda dile getirilir. Son yıllarda Erzurum Atatürk Üniversitesi tarafından tarihi kale de arkeolojik kazı çalışmaları yapılmaktadır. Bazı bölümlerinin restorasyonu tamamlanan Kemah Kalesi ziyarete açılmıştır. Ünlü Türk seyyahı Evliya Çelebi Seyahatnamesinde (17. yüzyıl) Kemah Kalesine önemli bir yer ayırmış ve kalenin sağlamlığını dile getirmiştir. ilk çağlara ait açık hava tapınakları, kült merkezleri, ortaçağlara ait manastır, kilise, ayazma, şapel, gözetleme kuleleri, Selçuklulara ait kümbetleri, Osmanlı dönemine ait cami, mescit, medrese, han, hamam, türbe, çeşme, mezar taşları ve boyut evler gibi kültür varlıkları ile kadim bir yerleşim yeridir. Kemah bunların yanı sıra temiz havası, doğal güzellikleri, doğal tuzu, tulum peyniri, cevizi ve Munzur dağı karlarından süzülüp gelen soğuk suları ile de meşhurdur.

İçindekiler

  1. Kemah kelimesinin kökeni
  2. Tarihçe
  3. Coğrafya
  4. Nüfus
  5. Kemah ve köylerinin nüfus durumu
  6. Göçler
  7. Dış göçler
  8. İç göçler
  9. Galeri
  10. Kaynakça
  11. Dış bağlantılar
  •  

Kemah kelimesinin kökeni

Tarihçi Horenli Movses kral Ardaşes (MÖ 2. yy) zamanında tanrı ve tanrıça heykelleriyle donatıldığını, onun oğlu II. Dikran'ın da Yunan heykeltıraşlarına tanrıça Anahit heykelini sipariş ederek bu kentteki tapınağa yerleştirdiğini anlatır. 3. ve 4. yüzyıllarda Arşaguni hanedanından olan kralların çoğu bu kentte gömülü idi. Erken kaynaklarda Ani ve Gamax/Kamax adları bir arada kullanılır. Erm Daranağik ve Yun Daranalia vilayet adıdır.

Tarihçe

Kemah’ın Tarih öncesi çağları hakkında kesin bilgilere sahip değiliz. Ancak, Erzurum çevresi gibi komşu yörelerde yapılan bazı araştırmalar, bölge tarihinin umumi manada, insanlık tarihinin en eski devirlerine, yani “Paleolitik Çağ”a (Yontma Taş Devri) kadar götürmektedir. Müteakip devirlerde ise Kemah bölgesinin ön tarihi hakkında bilgilerimiz ilmi boyutlar kazanmaya başlar: “Son Kalkolitik” ve “İlk Tunç Çağ “ devrelerinde Doğu ve Güney-doğu Anadolu’da -Karaz türü çanak-çömlekleri adı ile tanımlanan- yaygın ve homojen, kendine has eserleriyle bir kültür grubu ortaya çıkar. Karaz Kültürü adının yanı sıra, buluntu yerlerine göre çeşitli isimler altında tarif edilen bu kültür, gerçekte çok mühim bir tarihi hadiseyi ve gelişmeyi yansıtmaktadır. Adı geçen arkeolojik materyal Hurrilere ait olup, dil yapısı bakımından Ural-Altay dil ailesi ile yakınlık gösteren bu kavmin çeşitli kollar halinde Trans-Kafkasya, Kura-Aras yöresinden Doğu Anadolu ve komşu bölgeler üzerine yaptıkları göç ve yayılmaları belgelemektedir.

Araştırmacılar Kemah’ın yer aldığı Erzincan yöresini de, bu kültürün gelişim bölgesi içinde zikrederler.“Tarihi Çağlar” da, Kemah ve çevresi hakkındaki aydınlatıcı bilgileri, Hittit ve Assur çivi yazılı kaynaklarından edinmekteyiz: MÖ 3. bindeki Hurri kabilelerinin ve Urartular gibi akraba boyların göçlerini müteakip, MÖ 2. binde Doğu Anadolu’da birtakım küçük feodal beyliklerin teşekkül ettiği görülür. Bunlardan birisi de Kemah yöresindeki beyliktir.

Hittit kaynaklarında, Erzurum ve Erzincan arasındaki bölge “Hayaşa/Hajaşa” olarak geçmektedir. Hititlerin amansız düşmanı olan Hayaşa beyliği’nin Kral I. Şuppiluliuma (MÖ 1375-1345) devrinde birçok çetin mücadelelerden sonra Hitit devletine tabi olduğu anlaşılmaktadır. Kaynaklara göre, bir ara durmuş olan Hitit-Hayaşa çekişmesi, Şuppiluliuma’nın ölümünden sonra tekrar alevlenmiştir. Bunun üzerine oğlu II. Murşillis, Hitit devletine karşı ayaklanan Hayaşalı’larla Kemah yakınlarında savaşmak zorunda kalmıştır. Anlaşıldığına göre Hititlerle mücadeleye devam eden Hayaşalılar, yeniden bağımsızlıklarını elde etmişlerdir.

MÖ 13. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren Assur devletinin Ön Asya’da gittikçe kuvvetlenmesi üzerine Doğu Anadolu’nun siyasi durumunda büyük değişikliler görülür: Doğu Anadolu ile Assur arasında bir “ tampon devlet” niteliğinde olan Hurri-Mitanni (Hanigalbat) devletinin zayıflayarak tarih sahnesinden çekilmesini fırsat bilen Assur, Doğu Anadolu’ya amansız akınlar düzenlemeye başlamıştır. Bunun üzerine yukarıda zikrettiğimiz Hurri kökenli ve akraba Urartu kabilelerinin meydana getirdikleri Feodal beylikler, Assur’a karşı birleşirler. Böylece Doğu Anadolu’da, merkezi Van Gölü olmak üzere gelecekteki Urartu devletinin temelini oluşturan “ Uruatri” ve “Nairi” konfederasyonları, yeni bir politik güç olarak ortaya çıkar. Hitit kaynaklarında “Hayaşa” adı altında tarif edilen Kemah bölgesi, Assur kaynaklarında zaman zaman Nairi konfederasyonunun hakim olduğu topraklar dahilinde zikredilmektedir. Bu feodal beylik, konfederasyonunun bir üyesidir.

MÖ 9. yüzyılın ikinci yarısında, Doğu Anadolu’ya yapılan Assur seferleri gittikçe yoğunlaşır. Bunun üzerine, Uriatri ve Nairi konfederasyonları, birleşerek Urartu devletini kurarlar. Bu sırada, Assur kralı III. Salmanassar’ın (MÖ 848-MÖ 824) Fırat’ın kaynaklarına kadar ulaşan seferleri sırasında Suhme bölgesini de fethederek yağmaladığı görülür. Urartu kralı II. Argişti (MÖ 714-MÖ 685) devrinde, Kemah ve Erzincan yörelerinin Urartu devletine ilhak edilerek batı sınırında güçlü bir eyalet merkezi haline getirildiği anlaşılmaktadır.

Medleri takiben Perslerin Doğu Anadolu’ya hakim olmaları ile- Kemah-Erzincan yöresi dahil-Doğu Anadolu'nun büyük bir kısmı, Pers Kralı I. Dareiros’un yeniden organizasyonu sonucunda -o çağlardaki adı ile- ”Armina/Arminyia” Satraplığına, yani XIII. Satraplık bölgesine dahil edilmiştir. Bilahare Roma İmparatorluğunun hakimiyeti altına giren bu bölge, Roma, Part krallığı ve yerli krallık arasındaki mücadelelerde, bir kilit noktası teşkil etmiştir. Bölgede, Roma hakimiyetinin zayıflaması üzerine birçok yeni prenslikler kurulmuştur. Birbirleriyle sürekli mücadele halinde olan bu prenslikler zaman zaman Doğu Roma'nın veya İran'ın nüfuzu altına girmiştir.

Kemah, eski çağlarda “Ani” ismiyle de bilinmektedir. I Theodosios (379-395) devrinde Kemah'ın bulunduğu bölgenin adı “Daranalis” olarak geçer. Yine onun zamanında şehre “Theodosiopolis” adı verilmiştir. Şehir daha sonraki devirde Anastasios tarafından yeniden kurulmuştur. İslamiyetin zuhurundan kısa bir müddet sonra, bu bölge Arapların akınlarına maruz kaldı. Araplar, burasını evvela H. 59 (MS 678/679)'da, sonra 710 senesinde, daha sonra H. 105 (MS 723/724)'te Mervan bin Muhammed kumandasında ve tekrar Mesleme bin Abdülmelik idaresinde zapt etmişlerdir. H.133 (MS 750/751)'de Bizans İmparatoru Konstantin tarafından kuşatılması üzerine, Abbasi halifesi Ebu Ca’fer el-Mensur, şehri Bizanslılara karşı tahkim etti. Bununla beraber 754/755'te Kemah, tekrar Bizanslıların hakimiyeti altına girdi. Bundan sonra burası, halifeler ile Bizanslılar arasında birkaç defa daha elden ele geçti. Sonraki asırlarda Bizanslılara tabi kaldı.

Arap tarihçisi Belazuri H.149-150(MS 766) yılında yapılan bir Kemah muhasarasını şöyle anlatır :”El-Mansur, H.149 da Bağdat’dan hareket edip,Hadisetü’l-Mavsıl (Musul) a geldi. İlk önce Hasan Bin Kahtebe’yi, onun arkasından da Muhammed bin Eş’as’ı kutsal savaşta (Bizans’a karşı cihad) bulunmak üzere gönderdi. İki komutanın emrindeki kuvvetlere Abbas bin Muhammed’i emir yaptı. Abbas’a onlarla beraber Kemh (Kemah) üzerine yürümeyi emretti. Muhammed bin Eş’as, Amid (Diyarbakır) de öldü. Hasan ile Abbas ilerlediler. Malatya’ya vardılar.Oradan yiyecek maddeleri yüklettiler. Oradan kalkıp, Kemah çevresine geldiler. Abbas, mancılıklar kurmayı emretti. Fakat kaledekiler mancılıklardan atılan taşlardan korunmak üzere, kalelerinin (duvarları) üstüne dikenli ardıç ağaçları yerleştirdiler, Müslümanları taşladılar. Bu taşların tesiriyle 200 müslüman şehid oldu. Müslümanlar Debbabe’ler (?) yaparak şiddetli bir surette savaştıktan sonra kaleyi fethettiler. Abbas bin Muhammed bin Ali ile birlikte Matar Varrak da, bu kutsal savaşlara katıldı.”

Kemah’ın Türklerin hakimiyeti altına geçmesi Malazgirt zaferinden (1071) kısa bir müddet sonra oldu. Alp Arslan, Malazgirt zaferini müteakib kumandanlarından Emir Saltuk’a Erzurum ve havalisini; Emir Artuk Bey’e Mardin, Amid, Malatya ve civarını; Emir Danişmend’e Kayseri, Sivas, Tokat, Niksar ve Amasya’yı; Emir Çavudur’a Maraş, Saros ve mülhakatını; Emir Mengücek’e ise Erzincan, Kemah, Şarki-Karahisar ve havalisini ıkta ederek bu memleketlerin fethedilmesini emretmiştir. Bunun üzerine Kemah, Erzincan ve mülhakatını zabteden Emir Ahmed Mengücek Gazi, Mengücek Beyliği’ni kurarak, müstahkem bir kaleye sahip bulunması dolayısıyla, Kemah’ı merkez yaptı.

Mengücek Gazi’nin ölümünden sonra yerine oğlu İshak geçti. İshak, Danişmend Ahmed Gazi’nin kızı ile evli idi. Artuklu emiri Belek Gazi’nin ülkesine saldırması üzerine ona karşı koyamayacağını anlayan İshak, Trabzon dukası Konstantinos Gavras’ın yanına giderek ondan yardım istedi (1119). Gavras, İshak’ın teklifini kabul etti ve her ikisi de, askerleri ile Belek’in karşısına çıktılar. Belek de bunlara karşı Danişmend Gazi ile ittifak yapmıştı. Her iki taraf Erzincan’a bağlı Şiran kalesi yakınlarında karşılaştılar. Burada yapılan savaşta Gavras ve Mengücek-oğlu ağır bir hezimete uğrayarak esir düşmüşlerdir (H.514/MS 1120). Gavras, fidye mukabilinde kurtulmuş, İshak ise Danişmend Gazi'nin damadı olduğundan serbest bırakılmıştır.

İshak'ın ölümünden (1142) sonra Mengücek ülkesi, oğulları arasında paylaştırıldı. Kemah, Melik Mahmud’a; Erzincan, Davud Şah’a; Divriği ise Süleyman Şah’a düştü. Mengücek devletinin Kemah kolunun, Melik Mahmud’un ölümünden sonra çökmesi üzerine Kemah, Erzincan beyliği idaresine geçti. Davud Şah’ın 1151’de öldürülmesini müteakip, Kemah ve Erzincan, Divriği hükümdarı Süleyman Şah'a tabi kılınmışsa da, çok geçmeden, Davud Şah’ın oğlu Fahreddin Behram Şah (1165-1125), babasının beyliğine sahip çıkmıştır (1165). Çok iyi bir hükümdar olan Fahreddin Behram Şah zamanında bilhassa Erzincan, mühim bir kültür ve ticaret merkezi haline gelmiştir. Burada, babası ve kendi adına basılmış paralar mevcut olduğu gibi, yine kendi ismini taşıyan bir medrese de bulunmaktadır.

Yağı-basan’ın ölümü (1164) üzerine II. Kılıç Arslan, Danişmend Beyliğini, ülkesine katarak Mengüceklileri de kendisine tabi kılmıştır. Bu suretle Mengücek oğulları Selçukluların himayesi altında uzun müddet emniyet içinde yaşadılar. Nihayet Harizmşah Celaleddin Mengübirti ve Moğol istilaları dolayısıyla Doğu Anadolu hudutlarını emniyet altına almak isteyen Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubad (1220-2237), Erzincan ve Kemah'ı ülkesine ilhak ederek Mengücek devletine son verdi (1228). Kösedağ savaşını (1243) müteakip Moğolların Anadolu’yu istilasından sonra, yapılan anlaşma gereğince Erzurum ve Bayburt havalisi ile birlikte Kemah ve Erzincan’da uzun bir müddet Selçukluların elinde kalmıştır. Nitekim H. 695 (M. 1295-96) yılında Erzincan’da II. Gıyaseddin Mes’ud adına basılmış paraların mevcudiyeti bu hususu teyit etmektedir.

Son İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han’ın ölümünden (1335) sonra Kemah ve Erzincan havalisinin, Sivas, Ankara, Kayseri ve Şarki- Karahisar’a hakim olarak bir devlet kurmaya muvaffak olan Eretna oğullarının idaresine geçtiği, gerek Alaaddin Eretna (öl. 1352) gerekse oğlu Gıyaseddin Mehmed (1352-1365) namına basılan paralarla sabittir. Eretna oğullarının zaafından istifade ederek harekete geçen Erzincan emirlerinin de zaman zaman Kemah’ı hakimiyetleri altına aldıkları görülmektedir. Nitekim Erzincan emiri Ahi Ayna Bey’in ölümünü (1361) müteakip Şarki-Karahisar’dan gelerek Erzincan’ı alan Emirzade Pir Hüseyin Bey’in Bayburt'a kadar uzanarak burasını fethettiği bilindiğine göre, bu arada Kemah'ı da almış olması kuvvetle muhtemeldir. Pir Hüseyin 1379 yılında ölünce, Erzincan emirliği Eretna oğullarından Mutahharten (Taharten)’in eline geçti. Mutahharten, emir olur olmaz Erzurum, Çemişgezek, İspir, Bayburt, Tercan, Kemah ve Şebinkarahisar (Şarki-Karahisar) şehirlerini idaresi altına aldı.

Kemah ve havalisi, bir müddet, Erzincan emiri Mutahharten ile son Eretna hükümdarı II.Mehmed Bey’i bertaraf ederek Sivas’ta hükümdarlığını ilan eden (1381) Kadı Burhaneddin Ahmed (öl. 1398) arasındaki mücadelelere sahne olmuştur. Kadı Burhaneddin, Erzincan emiri Mutahharten üzerine yürüdüğü sırada (1394) Kemah valisi, kendisini karşılayarak itaatini bildirdi. Kadı, Erzincan topraklarında büyük tahribat yaptıktan sonra geri Sivas’a döndü. Çok geçmeden Mutahharten’in tekrar Kemah’a karşı harekete hazırlandığını haber alan Kadı Burhaneddin, ikinci kez Erzincan’a yürüdü. Bu esnada Kemah, Akkoyunlu Kara Yülük Osman Bey’in katl ve yağma hareketleriyle neticelenen hücumuna maruz kaldı. Kadı Pulu savaşında (1395) Mutahharten’ yenilince, Kemah tekrar Erzincan emirinin eline geçti.

Kadı Burhaneddin’in Kara Yülük Osman Bey tarafından öldürülmesinden sonra (1398) Sivas'ı Osmanlı ülkesine katan Yıldırım Bayezid,Timur hakimiyetini kabul etmiş bulunan Erzincan emiri Mutahharten’in kendisine tabi olmasını istedi. Fakat Erzincan emiri, bunu kabul etmeyerek keyfiyeti Timur’a bildirdi.Bu sıralarda Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf’la Sultan Ahmed Celayir’in Osmanlılara ilticalarından dolayı,Timur ile Bayezid’in arası açılmıştı. Timur, Erzincan emirinin bu müracaatı üzerine Sivas’a yürüdü. Ordusuna Kara Yülük ile Mutahharten rehberlik ediyorlardı. Sivas’ı yakıp yıktıktan sonra memleketine döndü (1400). Buna çok müteessir olan Bayezid, bizzat doğu hududuna gelerek Erzincan ile Kemah'ı Mutahharten’in elinden almış ve kendisinin hakimiyetini tanıması şartıyla Erzincan’ı tekrar ona vermiş ise de, Kemah kalesini iade etmeyerek buraya muhafız koymuş; Mutahharten’in ailesini de rehine alarak Bursa’ya göndermiştir. Fakat Timur, Yıldırım Bayezit'e karşı harekete geçince Kemah'ı raptederek yine eski sahibi Mutahharten’e verdi.

Kemah ve Erzincan civarı, bundan sonra, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın 1467’de Karakoyunlu devletini ortadan kaldırarak buraları hakimiyeti altına almasına kadar geçen devrede, birbirlerine rakip bu iki Türkmen topluluğu arasında sık sık el değiştirmiştir. Bunların birbirleriyle olan amansız mücadeleleri yüzünden başta Erzurum, Erzincan, Tercan ve Bayburt olmak üzere Doğu Anadolu'nun birçok şehir, köy ve kasabaları, büyük ölçüde tahribata uğramıştır. Bu bölgeler ancak Uzun Hasan (1453-1478) zamanında istikrar ve huzura kavuşabilmiştir. Fakat Uzun Hasan'ın ölümünden sonra Akkoyunlu devleti, uzun süren taht kavgaları yüzünden acze düşmüştür. İşte bu kargaşalıkların devam ettiği bir sırada birçok Türkmen boy ve uluslarını etrafına toplayarak Safevi devletini kuran Şah İsmail, 1500’de Azerbaycan, 1507’de Diyarbakır, nihayet 1508’de Bağdat'ı alıp Akkoyunlu Türkmen devletine son verdi. Bu arada bütün Akkoyunlu şehir ve kaleleri gibi çok müstahkem olduğu bilinen Kemah kalesi 1503’ten itibaren Safevilerin emrine girdi. Öyle anlaşılıyor ki, bu tarihten itibaren kale ve civarında bulunan Akkoyunlu Türkmenleri şuraya buraya veya Osmanlı ülkesine sığınmış, yerlerine Safevi taraftarı Türkmenler yerleştirilmiştir. 19 Mayıs 1515 tarihinde Yavuz Sultan Selim'in Kemah Kalesini fethetmesiyle Kemah Osmanlı Topraklarına katılmıştır. Bundan sonra bir daha Türk hakimiyetinden çıkmamıştır.

Coğrafya

Kemah, Doğu Anadolu’da Karasu Vadisinin sol kıyısında, Munzur dağlarından inen Tanasur Deresi ağzında ve kadim kalenin eteklerinde kurulmuştur. Eskiden şehir, esas itibarıyla kale dibine doğru kurulmuş, çarşı ve dükkânlar burada yer almış. Yerleşim ise, ağırlıklı olarak, Cennet Yamacı emsal, bağ ve bahçeler arasından akan Tanasur Deresinin açtığı derin vadinin eteklerine yapılan evlerde imiş. Vaktinde en kalabalık mahalleler buradaymış ve her sabah kırk hayvanla esnaf dükkân açmaya gelirmiş çarşıya. Şimdi hala ilçenin 10 mahallesinden, 5’i bu vadide. Bunlar, Mektepönü ve Pörhenkbaşı mahalleri kısmen olmak üzere, Aşağıgedik, Derebaşı (Yukarı Mahalle) ve Ortagedik mahalleleridir. Kemah’ın diğer mahalleleri ise, Beklimçay,Çarşı, Cirgişin, Göğüsbağı ve Karşıbağ mahalleleridir. Şimdi en kalabalık olanı Çarşı mahallesidir. Esas yerleşim, dükkânlar ve resmi binalar burada olup, merkez hükmündedir.

Nüfus

YılToplamŞehirKır
196522.8091.82920.980
197023.3762.95820.418
197520.4133.03917.374
198018.5782.62215.956
198516.6323.22913.403
199013.6753.59310.082
20009.3042.8626.442
20076.8552.4024.453
20086.9512.2184.733
20096.5261.9294.597
20106.8392.1414.698
20116.9422.1654.777
20126.9052.4344.471
20137.3022.5804.722
20147.7602.5945.166
20157.1762.6324.544
20167.1252.6934.432

Kemah ve köylerinin nüfus durumu

Kemah ilçesinin 72 köyü bulunmaktadır. Kemah'a ait ilk nüfus bilgilerine, Osmanlı dönemindeki bazı kaynaklarda rastlanmaktadır. Nitekim ilk tahrirlerde idari yönden Sancak statüsünde olan Kemah'ın 1516 yılındaki şehir nüfusu 2 591 olup, bunun % 68.5’i (1769) Müslüman ve % 31.5’i (812) ise Hristiyandır. 1520 ve 1530 yıllarında 3.697 olan şehir nüfusu, 1568 yılında 3.042’ye ve 1591 yılında 2.556’ya düşmüştür. Nüfusun 1568 yılından sonra azalmasının sebebi, gerçekte kaledeki ve şehirdeki vergiden muaf olanların tam olarak tespit edilmemiş olmasıyla alakalıdır. Kanaatimizce şehir nüfusundaki bu azalışta, 1556 yılından sonra Kemah'ın Erzurum livasına bağlı bir kaza durumuna geçmesi de etkili olmuştur. Ayrıca 1591 yılında beş mahalleden oluşan Kemah kazasına 297 köy ve 126 mezra bağlı olup, tahmini toplam nüfus 35 694 kadardır. Yine 1520 yılında kalede 714 askerin görevli oluşu, Kemah'ın kuruluşunda kalenin önemini açıkça göstermektedir. 19. yüzyılın ikinci yarısında Kemah'a bağlı 7 nahiye ve 75 köy ile beraber toplam nüfus 18.872’dir. Bu nüfusun 14.547’si Müslüman, 3.503’ü Ermeni (Gregoryen), 189’u Katolik ve 633’ü Protestanlardan oluşmaktadır. Yine 1901 yılında şehir merkezinde 3.000’i Müslüman ve 250’si Hristiyan olmak üzere 3.250 nüfus yaşamaktadır.

Değişik amaçlarla yapılan ve sistematik olmayan bu sayımlar, sahanın Cumhuriyet dönemine kadar olan nüfusu hakkında genel bilgi vermesi açısından oldukça önemlidir. Bu veriler dikkatle incelendiğinde 16. yüzyılda 3.697 olan ilçe merkezi nüfusu, 20. yüzyılın hemen başında 3.250, 1927 yılında 1.590 ve 1990 yılında 3.593 kadardır. Bu durum Kemah ilçe merkezinin 16. yüzyıldaki (1.530) nüfusuna henüz ulaşamadığını göstermektedir. Dolayısıyla günümüze kadar gelişen sosyal, ekonomik ve siyasi olayların Kemah nüfusuna önemli ölçüde etki ettiği söylenebilir. Nitekim 16. yüzyılda askeri açıdan büyük önem taşıyan Kemah kalesinin, daha sonraki yüzyıllarda bu önemini kaybetmesi, nüfusun azalmasında etkili olan faktörlerden biri olarak düşünülebilir.

Göçler

Nüfusun değişmesindeki faktörlerden biri olan göçler, nüfus ile kaynaklar arasında daha iyi bir dengenin sağlanması için, kendiliğinden meydana gelen bir çaba olarak yorumlanmaktadır. Araştırma sahasında göçlerle ilgili geçmiş dönemlere ait yazılı kaynak bulma imkânı olmadığından, bölgedeki göçler, son yüzyılda etkili olan gelişmeler ile açıklanabilir. Cumhuriyet döneminden önceki göçler, daha ziyade sosyal gelişmelerin bir sonucudur. Çeşitli yazılı kaynaklardan ve yöredeki yaşlılardan edindiğimiz bilgilere göre; 1915’li yıllarda meydana gelen Ermeni olayları, Ruslar’ın Erzincan’ı işgal etmeleri ve Koçgiri ayaklanması, bölge nüfusunun batıya doğru göç etmesine sebep olmuştur. Bu tarihlerde göç eden nüfusun bir kısmı geriye dönerken, büyük çoğunluğu göç ettiği bölgelerde yerleşmiştir.

Cumhuriyetin ilanından sonra sakin bir ortam sağlanmıştır. Nitekim 1927’de Kemah ilçe merkezinin nüfusu; 1590, 1931’de 3.118’dir. 1937 yılında bölgede başlayan Dersim isyanı, Kemah ilçe merkezini de etkilemiş ve göç hareketi yeniden gündeme gelmiştir. Çeşitli aralıklarla göç üzerinde etkili olan sosyal gelişmeler ve 1939 Erzincan depremi göçleri tekrar hızlanmıştır.1915-1940 devresinde Kemah ilçe merkezinde göç eden nüfusu bugün Ankara, İstanbul, İzmir, Adana ve bunun gibi ülkenin değişik bölgelerinde görmek mümkündür. Depremin sebep olduğu bu nüfus hareketliliği,yavaşlayarak devam etmiştir.

Türkiye'de 1950’li yıllardan sonra başlayan şehirleşme Kemah'ı da etkilemiş, nüfus artışı ile ekonomik dengenin sağlanması amacıyla özellikle erkek nüfus ülkenin batı şehirlerine doğru çalışmak için göç etmiştir. İç göçler devam ederken, 1960’lı yılların başında yine ekonomik amaçlı dış göçler başlamıştır. Ekonomik amaçlı bu göçler, ilk başta ferdi olarak gerçekleşirken, daha sonraki yıllarda aile göçü şekline dönüşmüştür.

Araştırma sahasında son 10-15 yılda asayiş bozuklukların sebep olduğu göçler; sosyal ve ekonomik olumsuzluklardan daha etkili olmaktadır.Sosyal ve ekonomik olumsuzluklardan başka, 13 Mart 1992 Erzincan depremi de etkili olmuş ve mevcut faktörlerle birlikte göç hareketi hızlanmıştır. Kemah Nüfus Müdürlüğünden edindiğimiz bilgilere göre 1995 yılında yaklaşık 120 bin kişi Kemah nüfusuna kayıtlıdır. (İlçe merkezi ve köyler). Ayrıca 1990 yılında Kemah'ın toplam nüfusunun ise 3.593 olduğu düşünülürse göç olgusu daha iyi anlaşılabilir.

Dış göçler

Kemah’tan yurt dışına yönelik göçlerin temel nedeni, ekonomik şartların yetersiz oluşundan, diğer bir ifade ile geçim zorluklarından kaynaklanmaktadır. Ayrıca uygun ücret koşulları, sosyal güvenlik avantajları, çok kazanma imajı gibi faktörlerinde göç hareketinin artışında etkili olduğu görülmektedir. Yurt dışına yönelik ilk göç hareketi, ülke genelinde olduğu gibi 1960’lı yılların başında, Almanya’ya çalışmak için giden iş gücü göçüdür. Araştırma sahasına ait bu ülkedeki iş gücü sayısı, diğer ülkelerdeki iş gücü sayısına hemen hemen eşittir. Söz konusu ülkeyi İsviçre, Fransa, Rusya, Avustralya ve Bulgaristan takip etmektedir.

Yurt dışına iş gücü göçü 1990’lı yıllara kadar Almanya, Fransa ve İsviçre gibi gelişmiş Avrupa ülkelerine yönelik iken, 1990’dan sonra Rusya ve Bulgaristan gibi eski doğu bloku ülkelerine yönelmiştir. Almanya, Fransa ve İsviçre’ye göç edenler ilk başta ferdi olarak giderken, daha sonraki yıllarda ailelerini yanlarına almış ve sürekli yerleşmişlerdir. Fakat Rusya ve Bulgaristan'a olan göçler gelişmiş Avrupa ülkelerinin aksine hem ferdi ve hem de kısa süreli olmaktadır. Çünkü bu ülkelere gidenlerin hemen tamamı mevsimlik inşaat işçiliği yapmaktadırlar. Kemah ilçe merkezinden yurt dışına olan göçlerde dikkati çeken bir husus da, göç eden nüfusun büyük bir kısmının, daha önce Kemah’a bağlı köylerden ilçe merkezine göç etmiş olmasıdır.

İç göçler

Kemah ilçe merkezinden ve köylerimizin bir kısmından ülke içine yönelik göçleri, çeşitli yazılı kaynak ve kişilerden edindiğimiz bilgiler doğrultusunda, 19. yüzyıla kadar götürebiliriz. Özellikle 1910-1937 yıllarında bölgede etkili olan savaşlar, ayaklanmalar ve isyanlar, bölge nüfusunun daha güvenli batı kesimlerine doğru göç etmesine sebep olmuştur.

I. Dünya Savaşı sırasında Ruslar, doğudan batıya doğru ilerlemişlerdir. Rusların bu ilerlemesi, Erzincan ile Kemah arasında durdurulmuştur. Bu savaş sırasında toplu olarak gerçekleşen göç hareketine, o günleri yaşayanlar “Seferberlik” adını vermektedir. Göç eden bu insanların büyük çoğunluğu geriye dönmemiştir. Aynı dönemlerde bölgesel olarak ortaya çıkan Ermeni olayları, Koçgiri ve Dersim isyanları gibi etkenlerde Kemah’ta göç hareketini hızlandırmıştır. İlçe Merkez nüfusu 1901 yılında 3250 iken, 1927 yılında 1590’a düşmüştür. Yaklaşık 25 yıllık bir sürede nüfusun yarı yarıya düşmüş olması, göçün o yıllarda bile Kemah’da nedenli yoğun olduğunu göstermektedir.

Ülkede genel olarak güvenliğin sağlanması ile birlikte 1927 yılından itibaren, İlçe nüfusunda artış gözlenmeye başlanmış ise de,tarıma elverişli arazinin çok az olması ve mevcut nüfusa yetmemeye başlaması ve mevcut iş gücünü istihdam edebilecek iş alanlarının olmaması, ayrıca ekonomik kaynakların yetersizliği nedeniyle, 1950'li yıllardan sonra gurbetçilik olayı hız göstermeye başlamış ve 1970'li yıllardan itibaren gurbetçilik, göçe dönüşmüş ve oldukça hızlı bir şekilde artış göstermiştir. Göç olayı öyle bir hale gelmiştir ki, birkaç köy dışında, köylerin tamamında çalışabilecek genç nüfus kalmamıştır. Kemah'ın Tarih öncesi çağları hakkında kesin bilgilere sahip değiliz. Ancak, Erzurum çevresi gibi komşu yörelerde yapılan bazı araştırmalar, bölge tarihinin umumi manada, insanlık tarihinin en eski devirlerine, yani Paleolitik Çağa kadar görülmektedir.