Ham-Ka Anahtar

AÇIK
4.8 / 5

Çağatay Kaygan
130 Yapılan İş
0 538 045 37 75

Kütahya Merkez Anahtarcı

Merkez En İyi 10 Anahtarcı – Teklif Al veya Hemen Ara!
Merkez En İyi 10 Anahtarcı – Teklif Al veya Hemen Ara! HemenGeliriz.com ile Güvenli Hizmet, Hızlı Servis, Profesyonel Firmalar. Hemen Ara, Teklif Al veya Karşılaştır, Zaman Kazan.

lMerkez anahtarcı; araba, kasa, çelik kapı, tahta kapı, bahçe kapısı, panjur kapı gibi her türlü anahtarın kullanıldığı yerlerin anahtarlarını yapan kişidir. Anahtarcılar, her tür anahtar ihtiyacınızda sizlerin yardımına koşarlar. Hemen Geliriz ile faal Merkez Anahtarcı size en hızlı hizmeti vermek için çalışmaktalardır. 

Anahtarcı olarak aktif kişiler anahtarlarınızdaki bozulmaları ve yıpranmaları giderebilirler. Kırılan anahtarlarınızın tamirini yapabilirler. Anahtarcılar sürekli sizlere kopya anahtar oluşturarak, kırılmalara ve yıpranmalara karşı acil durumlarda kullanmanızı kolaylaştırırlar. Araba, ev, bahçe, depo anahtarları yoğun değişik olabilmektedir. Bu farklı anahtarlar her ustanın yapabileceği bir iş değildir. İşinde en iyisini yapmaya faal ustalar Hemen Geliriz ile çalışmaktalar ve sizlere en iyi hizmeti vermek için çabalamaktalardır. 

 

7/24 En Yakın Açık Anahtarcı

Anahtarlarınızın ne süre kaybolacağı veya ne zaman kırılacağını bilemezsiniz. oto veya ev anahtarlarınızı evin içinde veya arabanın içinde unutmuş olabilirsiniz. Böyle durumlarda yapabileceğiniz tek şey 7/24 çalışan bir Anahtarcı çağırmaktır. Anahtarcılar genellikle haftanın yedi günü yirmi dört saat çalışmaktalardır. Bunun nedeni ise sizlerin mağdur olmamasıdır. Kaybettiğiniz anahtarlarınız nedeniyle aracınıza veya evlerinize giremeyebilirsiniz. Geç saatlerde ev dışında kalmak oldukça can sıkıcı bir olay olduğu için en çabucak tasvirde kapınıza kadar gelerek sizlere kapı açacak kişiler Hemen Geliriz’de bulunmaktadır. Bu kişiler 7 gün 24 saat anahtar yedekleme tekniği de yapmaktadırlar. Acil durumlarda Merkez anahtarcı ile irtibata geçerek anahtarlarınızın yedeklerini istediğiniz saatlerde yaptırabilirsiniz. 

Acil durumlarda ulaşmak dilediğiniz anahtarcılara Hemen Geliriz üzerinden ulaşabilirsiniz. Ulaştığınız anahtarcılardan önden fiyat bilgisi alarak, işlemleriniz hakkında konuşma sağlayabilirsiniz. Size en yakında mevcut anahtarcılara ulaşmak artık yoğun kolay .

 

Merkez Anahtar Yedekleme


Anahtarlar şık sık kaybolabilen malzemelerdir. Anahtarları sıklıkla gittiğimiz mekanlarda, piknik alanlarında veya deniz kenarında bir yerde kaybedebiliriz. Evden aniden çıktığımız anlarda, ev anahtarını içeride bırakmamız da başka bir unutkanlıktır. Böyle durumlarda hiç panik yapmamanız için önceden çıkarttığınız kopya anahtarlarınızı gidip alabilirsiniz. 

Yedek anahtarlarınızı çıkarma yöntemini anahtarcıda yaptırdıktan sonra bu nüsha anahtarları güvendiğiniz birine vererek sizin için saklamasını isteyebilirsiniz. Bu kopya anahtarlar sayesinde anahtarınızı unuttuğunuz anlarda güvenerek verdiğiniz kişilerden nüsha anahtarlarınızı temin ederek evinize girebilir veya arabanıza binebilirsiniz. 

Anahtar yedekleme işi bir Merkez Kilitçi için yoğun kolaydır. Anahtarcılar bu eylem için üretilmiş cihazlar ile anahtar yedekleyebilmektedirler. Öze aygıtlar sayesinde elinizde mevcut anahtar kırık olsa dahi onun aynısından bir tane daha yapmak mümkündür. Bu özel makineler ile birlikte anahtarcılar çabucak bir biçimde anahtar yedekleyebilmektedir. Yedeklenen anahtarları arzuladığınız yerde bırakarak kendinizi garantiye alabilirsiniz. çok çokça anahtar unutuyorum diyorsanız kopya anahtar oluşturmak tam size göre. 

Anahtarlar, özel bir makine ile çoğaltma işi yapılarak yedeklenmektedir. Bu makinenin niteliği ise koyduğunuz anahtarın şeklini alarak ham olan anahtar metalinin üzerinde aynı çizgileri bırakabilmesidir. klonlama işleminin çok düzgün çalışması gerekmektedir. Eğer bu makinelerde bir hata meydana gelirse bu hatalardan geri dönüş olmaz ve ham olarak konulan anahtara yanlış şekiller basıldığı için anahtar çalışmaz.

 

Acil Anahtarcı

Anahtar kaybetme gibi durumlarda acil Anahtarcı ararız. Size en yakın en güvenilir anahtarcıyı bulmak için Hemen Geliriz adresinden servis alabilirsiniz. Anahtarcılar günlük size her an hizmet verebilmek için haftanın yedi günü yirmi dört saat hizmet vermektedirler. Anahtarcıya ne zaman ihtiyacınız olursa Hemen Geliriz üzerinden dilediğiniz anahtarcıya ulaşarak, kapılarınızı açtırabilirsiniz.

Anahtarcının vermiş olduğu hizmetlerden bazıları şu şekildedir;

Çelik kapı açma 

Tahta kapı açma

oto kapısı açma

Çelik kasa kapısı açma

Anahtar yedeği çıkarma

Kırık anahtar tamiri

Anahtar tamiri

Anahtarcılar bu ve bunun gibi hayli hizmeti sizler için sunmaktadırlar. Sundukları görev karşılığında sizlerin mağdur olmamanızı sağlamaktadırlar. Anahtar kıymetli eşyalarımızın saklandığı kasaların da anahtarı olabilir. Bu anahtarın kırılması kaybolması anında panik olabiliriz. ancak Kilitçi bu yöntemi de çok kolay bir şekilde halledecektir. Çelik kasa açma tekniği için çok basit bir şekilde Anahtarcı çağırabilir ve işleminizi hallettirebilirsiniz. 

Anahtarcılar sizlere ehil bir ekip hizmeti sunabilirler. Anahtarcılarda mevcut çalışanlar ehil bir takım oluşturarak, sizin işlerinizin daha çabuk olmasını sağlamaktadırlar. İşlerinizin hızlı ve güvenilir bir biçimde hallolmasını istiyorsanız, Hemen Geliriz üzerinden bir Merkez Kilit Ustası hizmeti alabilirsiniz. 

 

Merkez 20 zamanda Kapınızda Anahtarcı

Birçok firmanın kendi iddiası bulunmaktadır. Bazı firmalar sizlere 20 dakikada yanınıza ulaşarak görev verme garantisi sunmaktadır. Bu tür şirketler gerçekten uzman ekiplerle çalışarak seri ve emin hizmet sunmak için çalışmaktadırlar. çabuk ve emniyetli bir Kilit Ustası hizmeti almak istiyorsanız Hemen Geliriz Ana Sayfası üzerinden yapacağınız davet neticesi listelenecek ustalara ulaşabilirsiniz. 

Uzman ekipler ile aktif bu şirketler sizlere en süratli hizmeti nasıl verebilecekleri ilişkin sürekli olarak değişim yapmaktadırlar. Sizler ev kapılarınızda, dükkan kapılarınızda veya otomobil başında uzun süreler beklemeyin diye bu ehil ekipler hızlıca yanlarınıza gelerek sizlere Anahtar Ustası hizmeti verebilmektedirler. 

 

Anahtarcı Fiyatları

Anahtarcının eve gelip kapı açması ile anahtar yedekleme fiyatları farklıdır. şirket ne kadar aynı olsa da anahtar yedekleme fiyatı ne kadar uygunsa eve gelerek servis verme fiyatı ona göre daha pahalıdır. Bu durum her şirket iiçin farklılık göstermektedir. Firmalarda sunulan hizmetlerin hepsinin çeşitli bir fiyatlandırması bulunmaktadır. Bu hizmetlerden bir tanesini alabilmek için zira Hemen Geliriz Sitesi’nde aramalara başlamanız gerekmektedir. Bu aramalar sonucunda size en yakın ve en ucuz hizmeti verecek olan Merkez anahtarcıyı seçerek hizmet almaya başlayabilirsiniz. 

Anahtar çoğaltma işi yoğun zahmetsiz ve kolay olduğu için fiyatları da bir o kadar düşüktür. Anahtarcılar size bu hizmeti sunduklarında çok düşük fiyatlar isteyeceklerdir. Anahtarcılar evlerinize veya arabalarınızın yanına gelerek size hizmet sunduklarında fiyatlandırmalar değişmektedir. Değişen bu fiyatlarda sizler pazarlık edebilir ve anahtarcıdan iskonto isteyebilirsiniz. 

Piyasada mevcut anahtarcılardan daha ucuz ve daha güvenilir Çilingir bulabilmek için Hemen Geliriz adresini ziyaret edebilirsiniz. En ucuz ve emniyetli hizmeti almak sizlerin hakkı olduğu için Hemen Geliriz’den yapacağınız aramalarda ustalara hizmet hakkın ve fiyat hakkında sorularak sorarak, hizmeti almadan önce bilgi sahibi olabilirsiniz. Bu sayede alacağınız hizmeti ve ödeyeceğiniz tutarı bilerek ustaları çağırırsınız. İçiniz yoğun konforlu bir biçimde bildiğiniz bilgilerle kolaylıkla servis alabilirsiniz. Bu hizmetler sonucu alınacak bedeli de bildiğiniz için sürprizler ile karşılaşmazsınız. Fiyatların sizi yanıltmaması için önceden bilgi almak için Merkez anahtarcıya Hemen Geliriz üzerinden ulaşın ve fiyat bilgisini öğrenin. 

Kütahya Merkez Hakkında

Kütahya (Latince: Cotyaeum), Ege Bölgesi'nde yer alan 272.367 nüfuslu (2019 tahmini) Kütahya ilinin merkezi şehirdir. Kütahya bölgesi, kuzey ve batıdaki yüksek dağ sırtlarında doruğa ulaşan tarım arazileri ile geniş bir yamaç alanına sahiptir. Kentin Yunanca adı Kotyaion, Roma dönemindeki adı ise Cotyaeum'dur.

Eski kaynaklara, sikke ve yazıtlara göre Kütahya’nın antik dönemdeki adı “Kotiaeion” (Cotiaeion)'dur. Ünlü Antik Çağ coğrafyacısı Strabon bu adın, “Kotys’in Kenti” anlamına geldiğini belirtmektedir. Kotys, Trakya’da yaşayan Odrisler’den olup, Romalılar’ın MS 38'de Anadolu’ya gönderdiği bir komutanın adıdır. Kütahya Arkeoloji Müzesi’nde bulunan bir sikkede bu ad “Koti” olarak geçmektedir. Kütahya adı, eskisine benzetilerek Türkler tarafından verilmiştir. Şehrin nüfusu 2013 yılına göre 249.558'dir.1927'de 17.000 olan nüfusu, 1990'da 131.000'e, 2000'de 167.000'e, 2008'de 213.000'e 2010'da 235.000'e çıkmış, 2014'te 228.000'e gerilemiştir. Kent'in günümüzdeki belli başlı görülmesi gerekli yerleri Kütahya Kalesi, Cumhuriyet Caddesi (Yeni adı Sevgi Yolu) kentin merkezinde bulunan simgesi haline gelmiş çiniden yapılmış olan Vazo ve tarihi Germiyan Sokağı, Saat Kulesi, Zafertepe Anıtı, Tarihi Hükûmet Konağı (şu an Adliye olarak kullanılmaktadır), Frig Vadileridir.

İçindekiler

  1. Tarihçe
  2. Osmanlılar zamanında Kütahya
  3. Kütahya'da Celâli ayaklanmaları
  4. Can Mirza Paşa vakası
  5. Sahte mütesellim vakası
  6. Acemoğlu vakası
  7. Hacı Molla Süleyman Ağa'nın katli
  8. Nasuhoğlu Nasuh vakası
  9. Tepedelenli zâdelerin îdamı
  10. Mısır ordusu işgali altında Kütahya
  11. Kütahya'da Macar ve Leh mülteciler
  12. 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra
  13. Kültür
  14. Gelenekler
  15. Kâbe Kâbe geleneği
  16. Küpecik geleneği
  17. Doğu ve sünnet geleneği
  18. Kurban Bayramı geleneği
  19. Kızlara dünür gelmesi
  20. Düğün gelenekleri
  21. Kırklar Sultan
  22. Müderris Bahçesi
  23. Hıdırellez ve gavur küfürü
  24. Kış eğlenceleri
  25. Kıyafetler
  26. Oyalar
  27. Yemekler
  28. Börek ve mantılar
  29. Çorbalar
  30. Dolmalar ve sarmalar
  31. Et yemekleri
  32. Tatlılar
  33. Çinicilik
  34. Müzik
  35. Eğitim
  36. Coğrafya
  37. Nüfus
  38. İlçe merkezindeki mahalleler
  39. Kütahya Kalesi
  40. Müzeler
  41. Kütahya'da yerel medya
  42. Görüntüler
  43. Kaynakça
  44. Dış bağlantılar

Tarihçe

Kuruluş tarihi kesin olarak tespit edilememekle beraber, tarihi MÖ 3000 yıllarına uzanmaktadır. Eski kaynaklara göre, Kütahya'nın antik çağlardaki adı Kotiaeon, Cotiaeum ve Koti şeklinde geçmektedir. İl topraklarına yerleşen en eski halk Friglerdir. MÖ 1200'lerde Anadolu'ya gelen Frigler, Hitit İmparatorluğunun topraklarına girdiler ve bir devlet olarak örgütlendiler. MÖ 676'da Kimmerler, Frigya Kralı III. Midas'ı bozguna uğratarak Kütahya ve çevresine egemen oldular.

Alyattes'in Lidya Kralı olduğu dönemde Kimmer egemenliği yerini Lidya yönetimi aldı. MÖ 546'da Persler Lidya Ordusunu yenilgiye uğratarak Anadolu'yu istila etti. MÖ 334'te Biga Çayı yakınlarında Persleri yenilgiye uğratan İskender yörede üstünlük kurdu. Büyük İskender'in MÖ 323'te ölümü ile Kütahya ve yöresi komutanlarından Antigonos'a geçti. MÖ 133'te Roma yönetimine girdi. Piskoposluk merkezi haline getirildi.

1071'de Malazgirt Meydan Muharebesi'nde Alp Arslan'a yenilen Bizans İmparatoru Romanus Diogenes tutsaklık dönüşü Kütahya'ya getirildi ve gözleri kör edildi. 1078'de Anadolu Selçuklu Devletini kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şah Kütahya'yı da ele geçirdi. 1097'de Haçlıların saldırısına uğradı. II. Kılıç Arslan kaybedilen topraklarla birlikte Kütahya'yı geri aldı. II. Kılıç Arslan'dan sonra taht kavgaları nedeniyle tekrar Bizans'ın eline geçen şehir, son olarak I. Alâeddin Keykubad zamanında (1233) Selçuklu topraklarına dahil oldu. 1277'de II. Gıyaseddin Keyhüsrev Kütahya yöresini Germiyanoğlu Süleyman Şah kızı Devlet Hatun'u Osmanlı Sultanı I. Murat'ın oğlu Yıldırım Bayezid'a verdi. (1381) Germiyanoğulları Beyliğinin toprakları Devlet Hatun'un çeyizi olarak Osmanlılara verildi. (Kütahya ve çevresi dahil) 1402 Ankara Savaşında, Bayezid'i ağır bir yenilgiye uğratan Timur, Kütahya'yı alarak II. Yakup Bey'e geri verdi. Kütahya daha sonra Osmanlılara geçti ve Sancak Merkezi oldu.

Osmanlılar zamanında Kütahya

1381'de Kütahya ve yöresinin Osmanlılar'a çeyiz olarak verilmesiyle Yıldırım Bayezid burada vali olarak görev aldı. I. Murad Kosova Seferi'ne giderken, Anadolu'nun muhafazası için çeşitli yerlere valiler tayin ederken; Bayezid'in yerine de Sarı Timurtaş Paşa'yı tayin etti. Kütahya, Yıldırım Bayezid'in Rumeli'ye geçtiği sırada 1391 senesinde Karamanoğulları tarafından istila edildiyse de Yıldırım, Gelibolu'dan geri dönüşünde Karamanoğulları'nı uzaklaştırdı. 1402'de Ankara Savaşı'ndan sonra Timurlenk tarafından Germiyanoğlu II. Yakub Bey'e iade edilen topraklar II. Yakub Bey'in vefatına kadar Germiyanoğulları'nda kaldı. 1428'de II. Yakub Bey'in vasiyetiyle Kütahya ve tüm Germiyanoğulları toprakları nihai olarak Osmanlılar'a geçti ve valiliğine de Kara Timurtaş Paşa oğlu Umur Bey'in oğlu Osman Çelebi tayin edildi.

Kütahya, Fatih Sultan Mehmed zamanında İshak Paşa'nın tayinine kadar bir vilayet olarak idare edildi ve o zaman merkezi Ankara olan Anadolu Beylerbeyliği'ne bağlı bulundu. İshak Paşa 1451 senesinde Karaman ve Menteşeoğulları sıkıntılarını hallettikten sonra Kütahya'da kaldı ve bu tarihten itibaren 1826'da Anadolu Beylerbeyliği'nin ortadan kaldırılmasına kadar Kütahya, Anadolu Beylerbeyliği'nin merkezi oldu.

Anadolu Eyaleti; Kütahya, Saruhan (Manisa), Aydın, Kastamonu, Menteşe (Muğla), Bolu, Ankara, Karahisar-ı Sahip (Afyonkarahisar), Çangırı (Çankırı), Teke (Antalya), Hamit (Isparta-Burdur), Sultanönü (Eskişehir), Karesi (Balıkesir) ve Bursa Sancağı olmak üzere on dört sancağa ayrılmıştır.

Kanûni zamanında Anadolu Eyaleti'nin hası on yük akçe yani bir milyon akçe tutuyordu. Yine bu teşkilat gereğince Anadolu Eyaleti 299 zeamet ve 7166 tımara bölünmüş olup tımar ve zeamet askerleriyle beraber 17,000 donanımlı süvari içeriyordu.

Sultan II. Beyazıt'ın zamanında Şah İsmail yanlısı Şahkulu Kütahya'da ayaklandı. Bu isyan 1511 yılında bastırıldı.

Kütahya'da Celâli ayaklanmaları

Anadolu'daki Celâli ayaklanmaları keşmekeşleri içerisinde hükûmet batı Anadolu'yu muhafaza için vezir Hafız Ahmed Paşa'yı Anadolu Eyaleti merkezi olan Kütahya'ya gönderdi (Ağustos 1601). Ahmed Paşa'nın Deli Hasan'a dayanacak kuvveti yoktu, bu yüzden Kütahya Kalesi'ne çekildi. Deli Hasan ve beraberindekiler Hafız Paşa'yı üç gün kadar Kütahya'da muhasara ederek sıkıştırdılarsa da şiddetli bir kışan ve karın çok fazla yağmasından dolayı muhasarayı kaldırmak mecburiyetinde kaldılar fakat kale haricindeki evleri yağmaladılar.

Can Mirza Paşa vakası

Anadolu Eyaleti valisi Can Mirza Paşa 1657 tarihinde Osmanlı Devleti'ne isyan eden Abaza Hasan Paşa'ya katıldığı için Kütahya halkı paşanın üç yüz kadar askerini katletmişler ve hükûmet tarafından Anadolu Eyaleti'ne tayin edilen Konakçı Ali Paşa'ya yardım etmişlerdir. Can Mirza Paşa Kütahya ahalisinden intikam almak için epey müddet şehri muhasara eylediyse de halkın fevkalâde gayretine binaen muvaffak olamamıştır fakat Kütahya'yı kurtarmak için hükûmet tarafından gönderilen askeri mağlup etmiştir. Buna rağmen şehri elde edememiştir.

Sahte mütesellim vakası

1788'de Ruslarla yapılan savaşlar sırasında vali ve sancak beylerinin seferde bulundukarı sırada kendi namlarına vilâyet ve sancağı idare eden mütesellimler yolsuzkluk ve rüşvetler ile halkı soymakta idiler. Savaş devam ettiği için bu rezalet de aynı oranda artmıştı. İşte bu savaş durumunda Kütahya'ya yedi-sekiz mütesellim gelip gitmiş ve her birinin zulüm ve haksızlıkları memleketi harap duruma düşürmüş; bunun haberi de kulaktan kulağa yayılarak İstanbul'a kadar gitmişti. Tam bu sırada Dersaadet sakinlerinden uçarı biri kendi gibi bir oğlan ve birkaç bişiyi daha kendine uydurup yanına alarak sahte emir ve senetlerle İstanbul'dan Kütahya'ya gitmiş ve emirlerini okutarak mütesellimliğini ilân etmiştir.

Mütesellimlerin sık sık değişmesi sebebiyle Kütahya halkı başta bu kişiyi mütesellim zannederek inanmışlar ve sonra elindeki emirlerin yazılış tarzından ve kendisinin münasebetsiz halinden şüpheye düşerek durumu İstanbul'a bildirmişlerdir. Mübaşir marifetiyle İstanbul'a çağrılan sahte mütesellim, kendisinin İstanbul'dan değil ordudan mütesellim olarak gönderildiğini söylediyse de foyası meydana çıkmıştır.

Acemoğlu vakası

Uşak voyvodası Acemoğlu Ahmed, zulmüne binaen voyvodalıktan azledilmiş ve idamı için Anadolu Eyaleti valisi Çandarlızâde İznikli Ali Paşa görevlendirilmişti. İdam edileceğini haber alan Acemoğlu kaçtığından bütün eşyası zabt ve müsadere edilerek kendisi de takibe alındı (1793).

Ali Paşa, Acemoğlu'nun arkasından kendi kardeşi Osman Bey'i gönderdiyse de Osman Bey Acemoğlu'na mağlup olduğundan Ali Paşa bizzat kendisi hareket ederek Banaz Kalesi'nde Acemoğlu'nu muhasara etti. Banaz'ın etrafı hendek ve su ile çevrili olduğu için muhasaranın bir müddet devam etmesi gerekiyordu. Vakit kış olduğundan Ali Paşa'nın maiyetindeki askerler bu durumu bahane ederek dağıldılar ve paşa az bir askerle meydanda kaldı. Ali Paşa bu müşkül vaziyet üzerine muhasarayı kaldırarak çekildi ve vaziyeti de İstanbul'a bildirdi.

Payitahttan gelen emirde ilk baharda Acemoğlu'nun hakkından gelinmesi üzere hazırlanması İznikli Ali Paşa'ya bildirildiyse de işi halledememiş olması devletçe olan şöhretini olumsuz etkilediğinden Karaman Eyalet valisi Azımzâde Abdullah Paşa ile yer değiştirmişlerdir. İznikli Ali Paşa gibi nüfuzlu ve kıymetli bir vezirin on beş bin asker, top ve cephane ile bu işi halledememiş olması devletin haysiyetine de dokunduğundan Acemoğlu meselesi, batı Anadolu'da nüfuzu olan Karaosmanoğulları'na havale edildi.

Acemoğlu, sığındığı Banaz Kalesi'nde iyice zor duruma düştü ve kurtulmaktan ümidini keserek bulunduğu mahalli terk ederek kaçtı ve Şaphane ile Simav arasındaki Köpenez Köyü'ne geldi. Acemoğlu burada Simav ve Gediz Voyvodası Nasuhoğlu Nasuh Ağa tarafından yakalanarak idam edildi ve başı önce Karaosmanoğulları'na oradan da İstanbul'a gönderilerek teşhir edildi.

Hacı Molla Süleyman Ağa'nın katli

Germiyanzâde Hacı Süleyman Ağa Kütahya eşrafından olup Kütahya mütesellimi iken halka zulümler ederek para almış ve şikâyet üzerine kendisinden yüz otuz bin küsur kuruş tahsil edilmesine karar verilerek bir mübaşir Kütahya'ya gönderilmişti. Hacı Molla bu paradan on dokuz bin kuruşunu vermiş ve geri kalanı için de kefaletle yükümlendirilmişti. Hacı Molla, kalan bu borcunu vermemek için her çareye baş vurmuş ve bu hal; aleyhdarları tarafından türlü türlü şekillerle İstanbul'a aksettirilmişti. Hacı Molla halkın nefretini kazanmış gaddar bir adam olduğu için halkın bu seferki şikâyeti etkili olmuştu.

Hacı Molla Süleyman Ağa, mütesellimliği zamanında bir hayli ocak söndürmüş bir şahıstı. Hatta memleket müftüsü Hoca Mehmed Efendi'yi aralarındaki soğukluğa binaen bir gece çiftliğinde öldürttüğü gibi Kütahya eşrafından Kapıcıbaşı Hasan Ağa'nın da katline teşebbüs etmiş ve bu haline binaen hükûmetçe idamı düşünülmüş fakat firar edip bir tarafa gizlenerek kendisini bir şekilde af ettirmişti. Hacı Molla son defaki vaziyeti dolayısıyla tek duramayarak etrafı karıştırmaya başladığından bu defa Kütahya halkı hep beraber bir olarak kendisini şikâyet etmişlerdir. Bunun üzerine 1814 Haziranı'nda öldürülmesine karar çıkarak durumu Anadolu Valisi'ne iletilmiştir.

Nasuhoğlu Nasuh vakası

Nasuh Ağa, Gediz ve çevresinin voyvodası idi. 1816 senesinde Hurşid Ahmed Paşa'nın Anadolu Eyaleti valiliği esnasında kendisinden şikayet olunarak Hurşid Paşa'nın kendisini yola getireceği sırada diğer bir vilâyete tayin edildiğinden Anadolu valiliği Sivas Valisi Alaaddin Paşa'ya verilmişti. Nasuhoğlu hakkında merkezi hükûmete iletilen şikayetlerin arkası kesilmediği için idamına karar çıkmış ve derhal işi düzeltmesi için Alaaddin Paşa'ya emir olunmuştu.

Sivas'tan Kütahya'ya gelmekte olan Alaaddin Paşa'yı ilk valiliğinde mütesellimi olmasından dolayı karşılama için Nasuh Ağa, oğlu ve yeğenlerini göndermişti. Alaaddin Paşa tedbirsizlik ederek bu karşılayıcıları durdurarak Kütahya Kalesi'ne gönderdiğinden bunu haber alan Nasuhoğlu akıbetini anlamış ve derhal asker ve zahire tedarikiyle kendisini müdafaaya karar vermiştir.

Beceriksiz bir vezir olan Alâaddin Paşa ahalinin nefretini kazanacak hallere teşebbüs ile gayrimeşru para toplamaya başlayarak İstanbul'dan bu hallere son vermesini tavsiye eden emirlere kulak asmayarak sermayesiz kârından vazgeçmediğinden ve Nasuh Ağa işini de yüzüne gözüne bulaştırdığından valilikten azledilerek rütbesi de kaldırılarak memleketi Sivas'ta ikamete memur edildi. Anadolu valiliğine Karahisar-ı Sahip mutasarrıfı mirimiran Hasan Paşa'ya vezirlik rütbesi de verilerek Nasuhoğlu işinin bitirilmesi emredildi.

Hasan Paşa altı bin asker, havan ve obüs topları ve saire ile Nasuhoğlu üzerine yürüdü ve Nasuhoğlu'nun Eğrigöz (Emet), Dağardı, Simav ve Demirci'de bulunan malları müsadere edilip kendisi de sıkıştırılarak kaçmaya teşebbüs ettiyse de yakalanıp idam edildi. Nasuhoğlu'nun firar etmeden evvel kıymetli eşyalarını Şaphane ve Sındırgı taraflarına gönderdiği haber alınarak Demirci'de bulunan zevcesi ve oğlu Süleyman çağrılarak mevzuu araştırılmıştır.

Nasuhoğlu Nasuh'un öldükten sonra bıraktıkları satılarak mevcudu on bir bin kuruş ve büyük-küçük hayvanların bedelleri yirmi dört bin kuruş tutmuştur ve zamanına göre epey bir servettir. Nasuhoğlu, Anadolu valilerinden Mustafa ve Alâettin Paşa'ya mütesellimlik ederek bu yüzden ve voyvodalıktan zengin olmuştur. Uşaklı Acemoğlu Ahmet'i yakalayan kişi Nasuh Ağa'dır.

Tepedelenli zâdelerin îdamı

Devlete karşı isyan eden meşhur Tepedelenli Ali Paşa'nın 1820 senesinde Yanya'da Hurşid Ahmed Paşa tarafından şiddetli muhasara ve tazyik edilmesi üzerine Ali Paşa'nın oğlu Veli Paşa ve onun oğulları mirimiran Mehmed Paşa ile Selim Sırrı Bey; Hurşid Ahmed Paşa'nın karargâhına ve Tepedelenli'nin diğer oğulları olan Ahmed Muhtar ve Salih Paşalar da İşkodra Mutasarrıfı Mustafa Paşa'ya sığınarak onların yalvarmasıyla idam edilmekten kurtulmuşlardı. Mültecilerden Veli Paşa ve oğulları Mehmed Paşa ile henüz 18 yaşında olan Selim Sırrı Bey Kütahya'da ikamete memur edilmişler, Ahmet Muhtar ve Salih Paşalar da Ankara'ya gönderilmişlerdi.

Tepedelenli ailesini tamamen söndürmeye karar veren meşhur Halet Efendi, Ali Paşa'nın evlatlarının sürgünde iken boş durmayıp babalarını kurtarmak için Yanya taraflarına adam gönderdiklerini, Arnavut askerini tehdit ve ahaliyi isyana teşvik ettiklerini; bu durumun da padişahın gazabını iyice artırdığını öne sürerek Tepedelenli oğullarının îdamına karar çıkarttırmıştır.

Ağustos 1821'de Kütahya vali kaymakamı Reşit Paşa, ansızın konaklarını basmak suretiyle Veli Paşa ve oğlu Mehmed Paşa'yı idam ederek başlarını İstanbul'a gönderdi ama küçük olan Selim Sırrı Bey öldürülmedi. Ankara'da bulunanlar da aynı akıbete düştüler. Mehmed Paşa'nın eşi, beşikte bıraktığı oğlu İbrahim Fehman Bey ve Selim Sırrı Bey İstanbul'a gönderildiler.

Veli Paşa ve oğlu Mehmed Paşa'nın cesetleri Kütahya'da Saray Camii arkasındaki mezarlığa defnedilmiştir. Kabirleri geniş ve yüksek bir kısımda olup caminin tam arkasına tesadüf eder. Kitabesi yerinden düşmüştür.

Mısır ordusu işgali altında Kütahya

Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa Konya'da iken o sırada Anadolu Vali vekili olan Reşid Mehmed Paşa alelacele Konya'ya gelmiş, Mısır Ordusu ile şiddetli bir savaşa girerek Mısır Ordusu'nu bozmuş ise de hava karlı ve dumanlı olduğundan kendi askerleri zannıyla Mısır Ordusu arasına girerek esir olmuştur. Osmanlı Ordusu dağılmış ve hiçbir direnişle karşılaşmayan Mısır Ordusu Kütahya'ya kadar gelmiş, Kaplıcalar'da ordugâh kurmuştur. Reşid Mehmed Paşa'nın esir olmasından dolayı Anadolu Valisi ve Karahisar-Menteşe Sancakları mutasarrıfı Mehmed Emin Rauf Paşa ikinci defa sadrazamlığa davet edilmiştir. Rauf Paşa, Kütahya'dan hareket ederken hükûmet işlerini devretmek üzere halkın itimat ettiği, şehrin ileri gelenlerinden olan Dürrîzade Hacı Reşid Ağa'yı mütesellim tayin ederek alelacele Mısır Ordusu gelmeden 1933'te Mart ayında İstanbul'a hareket etmiştir.

İbrahim Paşa Kütahya'ya gelir gelmez Kütahya'nın da diğer işgal olunan memleketler gibi Mısır'a ilhak edildiğini ve mütesellim Reşid Ağa'nın halkın güvendiği bir isim olmasından dolayı mütesellimlikte devam edeceğini ilan eden bir ilan ile Mısır ordusu karargâhından bir emirname gönderildi (Mart 1832).

Kütahya'da Macar ve Leh mülteciler

1848 Fransız Devrimleri Avrupa'nın her tarafına sirayet ederek hemen her yerde mutlak idareye karşı hareketler görülmüştü. Lajos Kossuth liderliğindeki Macarlar bir müdafaa komitesi teşkil ederek Avusturyalılar'ı Macaristan'dan çıkardılar. Bunun üzerine Macaristan'a savaş açan Avusturya ordusu Macar ordusu karşısında yenildi. Avusturya Ruslar'dan yardım istedi ve Macar ordusu teslim oldu, birçok Macar subayı idam edildi.

Bu olaylar üzerine binlerce Macar ve Leh Osmanlı'ya sığındı. Kütahya'ya sığınanlar arasında Lajos Kossuth ve eşi, Lajos Batthyány, birkaç general beraberinde elliye yakın Macar ve on kadar Leh bulunuyordu. Mültecilerle ilgilenmek üzere Süleyman Refik Bey isminde bir miralay memur edildi. Bir buçuk sene kadar Kütahya'da kalan tüm mülteciler Eylül 1851'de Gemlik'e sevk edildi ve yol masrafları ile ihtiyaçları için gerekli paralar verildikten sonra gemilerle Birleşik Krallık'a gönderildiler.

Avusturya Hükûmeti mültecilerin serbest bırakılmasını protesto ettiyse de ehemmiyet verilmedi. Osmanlı'nın bu tutumu Avrupa'da iyi fikirler uyandırdı ve Kırım Savaşı'nda bunun faydası görüldü.

19. yüzyılın ikinci yarısından sonra

Kütahya 1867'de Hüdavendigar Vilayetine bağlı bir sancak merkezi iken, II. Meşrutiyetten sonra bağımsız bir sancak oldu. Millî Mücadele yıllarında, Ocak 1921'de Çerkez Ethem düzenli ordu çatışmasına sahne olan Kütahya, 17 Temmuz 1921'de Kütahya-Eskişehir Muharebelerinde TBMM Batı Cephesi ordusunun yenilmesi üzerine Yunanların işgaline uğradı. Büyük Taarruz'a kadar işgal altında kalan Kütahya, 30 Ağustos 1922'de kurtuldu. Kütahya 8 Ekim 1923'te Vilayet durumuna getirilmiştir.

Kütahya'da yaşamış olan milletler ve devletler şunlardır:

  • Hititler
  • Frigler
  • Persler
  • Makedonyalılar
  • Romalılar
  • Doğu Roma İmparatorluğu
  • Anadolu Selçuklu Devleti
  • Germiyanoğulları Beyliği
  • Osmanlı İmparatorluğu

KültürGeleneklerKâbe Kâbe geleneği

Kütahya'da gerçekleştirilen folklorik bir olaydır. Kaynağını Osmanlı Devleti'nde Surre Alayı'nın Kütahya'dan geçerken çocukların bu alaydan şeker, çikolata, para vs. istemesinden alan olay günümüzde de Ramazan aylarında yörede gerçekleştirilmektedir.

Küpecik geleneği

Ana madde: 

Küpecik

Küpecik, Kütahya'da Ramazan aylarında gerçekleştirilen folklorik bir olaydır. Kütahya’da uzun bir zamandan beri devam edegeln bir oyundur ve çocuklar tarafından Ramazan ayında oynanır. Çocuklar Küpecik tekerlemesini okuyup evleri gezerek para, şeker ve çikolata benzeri şeyler toplarlar. Küpecik geleneğinde, uygulamaya katılan çocuklar, akşamın sonuna kadar topladıkları para, çikolata, şeker gibi unsurları grup tarafından belirlenen başkan tarafından eşit ölçüde paylaşırlar. Dağıtım işlemi bittikten sonra ertesi gün için anlaşan çocuklar evlerine dağılırlar.

Doğu ve sünnet geleneği

Yeni doğan bebek üç günlük iken sağ kulağına ezan, sol kulağına ise kâmet okunarak çocuğa isim verilir. İsim verme işini evin en büyüğü yapar. Bebek on beş günlük olunca akrabalar ve yakınlardan toplanan başı tülbentli eski sırmalı bohçalar ile yatak yapılır. Anneanne beşik düzeni hazırlar, baba da büyük cevizli veya fındıklı lokum döktürür. Anne yemek yapar, ailece beşik götürülür. At arabası gelir, at süslenir; bebeğin beşiği kurulur, örtüleri örtülür, eşyaları konur, arabacı da onları götürür. Arkasından anne, baba ve kardeşler gider, beraberce yemek yenir, yakınlar bebeği görür, takılarını taktıktan sonra geri giderler. Daha sonra doğu mübarekesi başlar, gelin sabahlıklarını giyer, yatağa çıkar, bebek erkekse başına kırmızı kurdele; kız ise pembe kurdele bağlanır. Kayın valide baharatlı doğu şerbeti kaynatır, davetlilere büyük porselen fincanda sıcak olarak ikram edilir, arkasından yandan çarklı kahve verilir. Sonra çaylar ve lokum tutulur. Gelin, gelen bütün misafirler için yatağa çıkar ve bu gelenek kırk gün devam eder; gelin ve bebek kırk gün evden çıkmaz. Kırk günün sonunda gelin bebeğiyle beraber anneanneye gider. Akşam damat gelir, gelinin annesi hepsine bohça hazırlar ve hediyeler verilir.

Doğu için hazırlanan yatağın aynısı sünnette de yapılır. Sünnet evinde erkekler, komşu evinde bayanlar oturur. Sünnet çocuğu ve mahalle çocukları fayton ile gezdirilir. Eve gelindiğinde sünnet olacak çocuk faytondan inmez, babası gelip çocuğa ne istediğini sorar; söz alındıktan sonra çocuk arabadan iner. Çocuk indikten sonra hazır bulunan sünnetçi tekbirlerle sünneti yapar, sünnet merasimine gelenler çocuğa para verir, paralar sünnet şapkasına konur, sünnet çocuğu arada paraları sayarak avunur.

Kurban Bayramı geleneği

Kurbanlıklar iki, üç gün öncesinden alınır, bahçesi olanlar bahçesine koyar; bahçesi olmayanlar ise bahçesi olan komşularına bırakır, çocuklar kurbanlıkları besler ve bakar. Bayram sabahı namazdan sonra kurbanlar kesilir, önce ciğeri kavrulur, kahvaltı yapılır. Kurban eti yenesiye kadar başka bir şey yenmez. Mahallede nişanlı kızlar varsa onlara oğlan tarafından at arabasıyla kurbanlık süslenmiş, boyanmış, alnının ortasına gremse altın bağlanmış koç gönderilir. Bayramdan önce kızın annesi baklava yapıp hazırlar. Kesilen kurbanın bir budu kırmızı şılak bir kâğıtla süslenir, baklava tepsisi üzerine sırmalı bohça örtülür, at arabasıyla tepsi ve et düğün okuyucusu kadınla damat evine gönderilir. Götüren kadına bahşiş verilir. Daha sonra tepsi geriye boş gönderilmez, çikolata; badem şekeri ve çeşitli çerezlerle doldurularak kız evine iade edilir, gelin kız bunları arkadaşlarına dağıtır.

Evde kesilen kurban eti hemen parçalanıp mahalledeki hâli vakti yerinde olmayan fakirlere derhal dağıtılarak sofralarına yetiştirilir. Kurban etinden büyük bir tencere kavurma yapılır, bayram ziyaretine gelenlere ikram edilir. El öpmeye gelen kız çocuklarına ufak mendil, oğlan çocuklarına büyük mendil ile beraber yanında para verilir. Bu yüzden bayramdan önce kutu kutu mendil ve çorap alınır. Çocuklar aldıkları paraları bakkallarda, parklarda, panayırlarda harcarlar.

Kızlara dünür gelmesi

Kız isteme günü erken kalkılır, sabah erkenden işler bitirilir. Gelinlik kızı olan evlere çat kapı habersiz dünür gelir. Görücüler temiz odaya alınır. Görücüler önce kızın annesine bakar, konuşmasını, hareketlerini izlerle sonra evin düzenine, etrafa bakıp göz gezdirirler. Görücülük başka birisinin tavsiyesi üzerine olur. Kız temiz bir kıyafet giyer, önce el öper, sonra kahve ikram edip gider. Dünürcüler boşalan kahve fincanlarını ellerine tutarlar, anneye vermezler, tekrar görmek için kızın gelmesini beklerler. Kız beğenilirse kaş-göz işaretleriyle anlaşılarak kız istenir. Damat adayı kız isteme sırasında evde bulunmaz, nikâhtan önce kız evine gelmez, evlenecek kıza dışarıda uzaktan gösterilir.

Düğün gelenekleri

Mahallenin genç kızları ve yeni gelinler düğünlerde arkadaş dikişli, bazısı siyah çizgisi olan ince ipek çorak giyerler. Bu çoraplar teli kaçmasın diye özenle giyilir. Giyince arka çizgisinin düzgün olmasına dikkat edilir. Sonra başka düğünlerde giymek için saklanır. İpek çorap çok ince olduğu için bazen tel kaçar, tel kaçan çoraplar tamir ettirilip tekrar giyilir. Düğünlerde sivri burun, tığ topuk ayakkabı giyilir, topukları aşınınca tamirciye götürülür, tamirci topuğa çelik takar. Taş kaldırım sokaklarda bu topuklularla yürümek zor olduğu için taştan taşa sekerek dikkatli yürünür. İç çamaşırı olarak yazın ince, kışın kalın çiçekle pazenden dikolta dikilir. Yazın askılı, kışın omuzlu giyilir. Geceklikler de bu kumaşlardan dikilir. Hemen herkes giysisini evinde dikiş makinasında diker. Şalvarlar yazın Nazilli basmadan, pijamalar kışın pazenden dikilir.

Kırklar Sultan

Şehir merkezinde Kırklar Tepesi denilen mevkiide yemek yapılır. Adağı olan kişi bir gün önceden gelip Sultanbağı soğuk çeşme bahçesine çadır kurar. Bir koyun kesilir, ciğeri olduğu gibi kuşlar yesin diye ağaca asılır. Koyunun geri kalan etleri pişirilir, kemiklerinden ayrılır, etin suyuyla da ayrıca "Tutmaç Çorbası" adı verilen naneli bir çorba pişirilir. Kırklarda aş olduğunu duyanlar buraya gelir, mevlid okunur, mevlidden sonra kabını alan herkes çorbadan alır. Gelenler ufak maltızlarını yakarak çay demlerler, kahvaltılıklarla beraber çaylar içilir. Yemekten sonra orada bulunan ceviz ağaçlarına salıncaklar kurulur, ip atlanır top oynanır; büyükler sohbet eder. Bu gelenek yılda bir defa yapılır.

Müderris Bahçesi

İlkbaharda tellâl adı verilen kişi sokak sokak gezerek sokak başlarında durur, mahalleliyi mânilerle Müderris Bahçesi'ne davet ederdi. Nazilliler yellensin, gözlemeler tellensin, çarşamba günü hanımlar ve beyler Müderris'te eğlensin diye yüksek sesle bağırırdı. Müderris Bahçesi şimdiki Hamidiye Mahallesi'nde yamaçta, yeşillikler içerisinde çeşmeleri bulunan bir yerdi. Üst tarafında birçok su değirmeni bulunur, Aksu Çayı buradan geçerdi. Müderris günü herkes o bahçeye gider, yöresel bir yiyecek olan Gökçimen hamursuzu, haşhaşlı gözleme, un helvası yapılır; un helvasının içerisine ağaçların çiçekleri atılırdı. Baharın gelişi burada kutlanırdı. Günümüzde Müderris Bahçesi'nin büyük bir bölümü kalmamıştır.

Hıdırellez ve gavur küfürü

Ana madde: 

Gavur küfürü

Kütahya'nın Fethi 6 Mayıs günü olduğu için hıdırellez aynı gün kutlanır be aynı gün ayrıca "gavur küfürü" yapılır. "Gavur küfürü" geleneği Hıristiyanların Paskalya kutlamalarına karşı yapılan bir gelenek olup günümüzde kaybolmuşken hıdırellez ve Kütahya'nın Fethi kutlamaları her yıl 6 Mayıs günü yapılır.

Kış eğlenceleri

Kış eğlencelerinde erkekler bir evde toplanır, sohbet ederler, yorgunluk atarlar. Bazı evlerde çekme helva yapılır. Çekilen helvalar büyük bakır tepsiye yayılır, arasına yüzük konur. Tepsinin etrafına toplanılır, üç parmak arasına alınıp yenen helvanın içinden yüzüğün kime çıkacağı beklenir. Yüzük kime çıkarsa bir dahaki sefere onun evinde toplanılır.

Bayanlar bir komşu evinde çocukları ile toplanır. Gençler ve çocuklar bir köşede oturur, ağabey veya ablalarından biri onlara masal anlatır. Sonra fincana yüzük saklanır, fincan oyunu oynanır. "Yattı kalktı" oyunu oynanır, herkese bir meyve ismi verilir. Elma yattı armut kalktı denir, yatmayana ufak cezalar verilir. Bayanlar kendi aralarında sohbet eder, el işi dantel veya örgü işi yaparlar. Kuzinesi olan evlerde mısır kaynatılır, kuzine içerisine patates atılır, kabak kaynatılır, çaylar demletilir. Bahçesinde ağacı olanlar gelincik elması, yağ armudu, döngel gibi meyveler ikram eder.

Kıyafetler

Oyalar

Oyalar saf ipekten yapılır, ipek ince bükülür. İnce işçilikle yapılan oyalar kolalanmış gibi durur. Oyalar, "mırgı dânesi" denilen dânelere çekilir. Dânelerin kenarları yollu, sulu desen ve çiçek desenli olur. Çok ince olan bu dâneler iki kişi tarafından katlanır, cam kutulara konur. Yapılan her çeşit oyanın bir ismi olur. O isimlerden basıları: Zerrangadah, Züleha Sümbül, Üzerik Oyası, Meclis Kuruldu, Yıldız Oyası, Ay Çiçeği, Malak Sattıran, Çörekotu, Cimcik Oyası, Fermene Oyası, Fasulya Çiçeği, Hıyar Çiçeği, Kasımpatı Oyası, Beyaz Zambak, Kemerli Sümbül, Gönül Dolabı, Küpeli Oyası, Elifli Badem, Hanımeli Oyası, Menekşe Oyası, Şafak Yıldızı, Gül Oyası, Kestane Çiçeği, Yanı Kuzulu, Fakir Baktı Zengin Kaptı, Kiremit Sattıran, Tefebaşı Oyası, Açık Oturum, Ilıca Çiçeği, Cici Kızlar, Paşa Nişanı, Yedidağ Çiçeği, Torun Yumruğu, Belirgat Oyası, Sümbül Oyası, Vazo Oyası, Karanfil Oyası, Hanım Kirpiği Oyası, Mecnun Yuvası Oyası, Hercâi Menekşe Oyası, Çifte Sümbül Oyası, Yeni Dünya Oyası, Elti Eltiye Küstü Oyası, Kütahya Oyası, Selânik Oyası.

Yemekler

Kütahya'nın yemek kültürünün temelini buğday ürünleri, hamurlular ve süt ürünleri oluşturur.

Börek ve mantılar

Tereyağlı-yoğurtlu cimcik, kıymalı sini mantısı, tereyağlı-yoğurtlu kaçamak, tereyağlı peynirli cevizli belirgat, haşhaşlı gözleme, suda haşlama mantı, mercimekli mantı, kulak aşı, mercimekli tosunum, tepside haşhaşlı katmer, kıymalı-peynirli-ıspanaklı şibit, sodalı hamursuz, Kütahya höşmerimi, şibitli tavuk tiridi, papatesli dolamber böreği, namaz lokması, Gökçimen hamursuzu, tahinli çörek, kıymalı su böreği, sarma hamur dolması, cevizli gelin çöreği.

Çorbalar

Sıkıcık, miyane, oğmaç, yoğurt çevirme çorbası (düğün çorbası), kızılcık tarhanası, tutmaç, tarhana, tekke, çene çarpan ve paça çorbası.

Dolmalar ve sarmalar

Ilıbada (labada) dolması, etli yaprak sarma, zeytinyağlı soğan dolması, etli lahana sarması.

Et yemekleri

Göveç (güveç), Kütahya usulü kavurma, küp eti, kuzu kaburga kebabı.

Tatlılar

Hekmane erik hoşafı, güllaç, kaymak baklavası, Kütahya usulü höşmerim, pelûze, çekme helva, yufka tatlısı, su muhallebisi, gelincik şurubu (şerbeti).

Çinicilik

Kütahya'da ilk çini örnekleri 14. yüzyılın sonlarında görülmeye başlanırken çinide asıl ilerleme İznik'in çini sanatının zirvesinde olduğu 16. yüzyılın ikinci yarısından sonra başlar. Özellikle İstanbul'un çini ihtiyacını karşılamak için Kütahya'da çini atölyeleri kurulmuş, Osmanlı'nın gerileme dönemiyle beraber İznik'te çinicilik de aynı hızda gerilemeye başlamıştır. 18. yüzyılda çinicilik sanatının İznik'te tamamen kaybolmasıyla Kütahya bu alanda faaliyet gösteren tek yer olmuştur. Osmanlı'da çiniciliğin en güzel ve son örnekleri Hafız Mehmed Emin Efendi'nin elinden çıkmıştır.

Müzik

Kütahya'da musikinin başlangıcı 14. yüzyıla dayanır. Mevlevîhânelerin, tarihimizde çeşitli güzel sanatların özellikle de musikî sanatı ile ilgili eğitim yerleri olması kaynaklarda sıkça anılmıştır. Kütahya Mevlevîhânesi'nin de bu konuda aynı işlevi gördüğü buradan yetişen sanatkâr ve bestekârların musiki tarihimize mâl olmuş çalışmalarından anlaşılmaktadır.

Germiyanoğlu II. Yakub'un "Çöğür" denilen bir sazı da çok iyi çaldığı bilinmektedir.

Ahmet Yakupoğlu, akademide okuduğu yıllarda Neyzen Halil Dikmen'den "ney", yine Neyzen Nurullah Kılınç Bey ile Süleyman Erguner'den musiki dersleri aldı. Kütahya'ya döndükten sonra "Çini Beldesi" Kütahya'ya aynı zamanda "Neyzenler Beldesi" sıfatını kazandırmış, kırkın üstünde neyzen yetiştirmiştir.

Ana madde: 

Kütahya türküleri

Türk halk ozanı Hisarlı Ahmet ise halk müziği dalında birçok parçayı bestelemiş olup eserlerini Kütahya'ya mal etmiştir.

Eğitim

Kütahya'da bulunan Dumlupınar Üniversitesi fiziki yapı ve büyüklüğü bakımından Türkiye'nin en önde gelen üniversitelerinden biridir.

Dumlupınar Üniversitesi, Kütahya il merkezinde: Evliya Çelebi ve Germiyan Kampüsü olmak üzere iki kampüse, 10 ilçede de ayrı bina ve kampüs alanlarına sahiptir.

Evliya Çelebi Kampüsü, 7500 dekarın üzerinde(7.887.684 m²) bir alana sahiptir.

Coğrafya

Kütahya, Yellice Dağı'nın (eski adı Acemdağı) kuzey eteğinde, Kütahya Ovası'nın güney kenarında kurulmuştur. Bah'tan gelen Katar Suyu, ovanın ortasından geçer ve şehrin 3 km kuzeybatısında olabilir. Sakarya Nehri'nin büyük bir kolu olan Porsuk Çayı'na katılır. Şehir, ovadan başlayarak, güneye doğru yükselen bir yerde kurulmuştur. Alayunt, Balıkesir Demiryolu istasyonunda yüksekliği 935 m olan yer, çarşı kesiminde 970 m'ye yükselir. Şehrin, iç kale kalıntılarının bulunduğu Hisar Tepesi'nde yükselti 1000 m'yi aşar. Şehir, bu tepe ile Hıdırlık Tepesi arasından bir dere vadisi boyunca yer alır. Şehrin eski çekirdeği, Hisar Tepesi önündedir ve önemli tarihî anıtlar bu kesimde bulunur. Evler, tepelerin yamacına yaslandığı gibi, özellikle yeni semtler ovaya doğru da yayılır. Yeni semtlerde sokaklar ve caddeler, düz ve geniş eski semtlerde ise dar, taş kaldırımlı ve çok defa da yokuşludur. Kütahya batıda Tavşanlı üzerinden Bursa'ya (Marmara Bölgesi) ve Balıkesir'e, (Ege kıyıları) güneybatıda Çavdarhisar ve Gediz üzerinden Ege Bölgesi'ne güneydoğuda Afyon üzerinden Konya'ya ve Akdeniz kıyılarına, kuzeydoğuda Eskişehir ve Bilecik yörelerine bağlanır. Bu durumu, şehrin, Osmanlılar devrinde canlı bir konak yeri ve önemli bir yönetim merkezi seçilmesine sebep olmuştur. 19. yüzyıl sonlarında Anadolu demiryolları yapılırken, Kütahya doğrudan doğruya bu yol üzerinde yer almadı, kısa bir şube hattıyla ana hatta bağlandı. Cumhuriyet devrinde demiryolunun Balıkesir'e uzatılması, şehrin canlılığını arttırdı. Burada bulunan tuğla ve kiremit ocakları ile un fabrikasına, Cumhuriyet devrinde şeker fabrikası (1954) ve azot fabrikası (1961, genişletme 1966) katıldı, çinicilik yeniden canlandırıldı.

Nüfus

Kütahya şehir nüfusu 19. yüzyıl sonlarında 27.000-35.000 arasında tahmin ediliyordu. Bu sırada yapılan demir yolunun Kütahya'ya uğramadan Alayunt'tan geçmesi ve şehre ancak kısa bir yol uzatılması şehrin gelişmesini frenledi, sanatları geriledi. 1921'de Yunan işgaline uğrayarak 13 aydan fazla işgal altında kaldı. Cumhuriyet döneminde Kütahya-Balıkesir demir yolunun ve iyi kara yollarının yapılması Kütahya'yı kalkındırdı. Gerçekte Cumhuriyet döneminin ilk nüfus sayımı olan 1927 sayımında 17.300 olarak sayılan nüfus 1950'ye kadar fazla değişmedi (19.500). 1950'den sonraki yıllarda hızlı hamleler gösterdi (1955: 27.000; 1960: 39.700)

YılToplamŞehirKır
1965115.40849.30166.107
1970129.05662.22266.834
1975147.92882.44265.486
1980162.43499.43662.998
1985181.531118.77362.758
1990176.184130.94445.240
2000207.905166.66541.240
2007237.570212.93424.636
2008226.931202.11824.813
2009236.859212.44424.415
2010259.340235.68523.655
2011237.804214.28623.518
2012248.054224.89823.156
2013249.558227.77521.783
2014253.175232.12321.052
2015256.587236.09620.491
2016Veri yokVeri yokVeri yok

İlçe merkezindeki mahalleler

  • 100. Yıl
  • 30 Ağustos
  • 75. Yıl
  • Ağaçköy
  • Akkent
  • Alayunt
  • Alipaşa
  • Andız
  • Aydoğdu
  • Bahçelievler
  • Balıklı
  • Bölücek
  • Börekçiler
  • Cedit
  • Cemalettin
  • Civli
  • Cumhuriyet
  • Çalca
  • Dumlupınar
  • Enne
  • Evliya Çelebi
  • Fatih
  • Fuatpaşa
  • Gaybiefendi
  • Gazi Kemal
  • Geven
  • Gültepe
  • Güveççi
  • Hacıazizler
  • Hamidiye
  • İkizüyük
  • İnköy
  • İshak Seydi
  • İstiklal
  • Kırgıllı
  • Kirazpınar
  • Kumarı
  • Lala Hüseyin Paşa
  • Maltepe
  • Maruf
  • Mecidiye
  • Mehmet Akif Ersoy
  • Meydan
  • Müderris
  • Okçu
  • Ok Meydanı
  • Osmangazi
  • Parmakören
  • Paşam Sultan
  • Perli
  • Pirler
  • Saray
  • Servi
  • Siner
  • Sofu
  • Sultanbağı
  • Şair Şeyhi Dumlupınar
  • Vefa
  • Yeni Bosna
  • Yenidoğan
  • Yıldırım Beyazıt
  • Yoncalı
  • Yunusemre
  • Zafertepe
  • Zığra
  • Ziraat

Kütahya Kalesi

Ana madde: 

Kütahya Kalesi

  • Kütahya Kalesi çevresi yaklaşık 3.500 m'dir. Yetmiş burcu vardır. Kale, üç bölümden meydana gelir. İç hisar, yukarı ve aşağı kalelerden sonra yapılmıştır. Asıl kalenin eteğindedir. İç hisara iki kapıdan geçilerek girilir. Yukarı kale (bir adı da Asıl kale) doğusunda iki kapı vardır. Biri yıkık durumdadır. İç kale, Yukarı kalenin içinde ve batısındadır. Burada bir mescid, iki ambar, sarnıçlar, muhafız daireleri ve askerî koğuşlar vardı ve çevresi 800 m kadardı. Evliya Çelebi kalenin bir ara hapishane olarak kullanıldığını yazar.

Müzeler

  • Kütahya Arkeoloji Müzesi
  • Kossuth Evi Müzesi
  • Çini Müzesi
  • Dumlupınar Kurtuluş Savaşı Müzesi
  • Dumlupınar Atatürk Evi Müzesi
  • Jeoloji Müzesi
  • Evliya Çelebi Müzesi
  • Kent Tarihi Müzesi
  • Tugay Anadolu Kültür,Sanat Ve Arkeoloji Müzesi

Kütahya'da yerel medya

Kütahya ilinde yayın yapan yerel TV, radyo ve gazeteler bulunmaktadır.

Yerel TV kanalları

  • Kütahya TV (TH Türkhaber) (Merkez)
  • Kütahya Birlik TV (Merkez)

Yerel radyolar

  • Kütahya Best FM (98.2)
  • Radyo Dumlupınar Üniversitesi (99.1)
  • Radyo Aktif (99.9)
  • Engin FM (101.8)
  • Birlik FM (BFM) (102.5)
  • Radyo Enerji (105.7)

Diğer radyolar

  • Alternatif Radyo (91.5) - Tavşanlı
  • SBS FM (96.7) - Simav
  • Kerem Radyo (88.9) - Gediz
  • Gediz Genç FM (99.3) - Gediz

Yerel gazeteler

  • Kütahya Tellal Gazetesi
  • Yeni Kütahya Gazetesi
  • Kütahya Ekspres Gazetesi
  • Kütahya Aktüel Gazetesi
  • Kütahya Gündem Gazetesi
  • Kütahya Akis Gazetesi
  • Dumlupınar Gazetesi
  • Kütahya Postası Gazetesi