Sinop Teknik

AÇIK
4.99 / 5

Sinop Teknik
440 Yapılan İş
0 539 576 07 40

Sinop Merkez Anahtarcı

AÇIK
5 / 5

Sizin İsminiz
999 Yapılan İş

Firmanızı bu şekilde gösterebilmek için şimdi hizmet vermeye başlayın.

Sinop Merkez Anahtarcı

Merkez En İyi 10 Anahtarcı – Teklif Al veya Hemen Ara!
Merkez En İyi 10 Anahtarcı – Teklif Al veya Hemen Ara! HemenGeliriz.com ile Güvenli Hizmet, Hızlı Servis, Profesyonel Firmalar. Hemen Ara, Teklif Al veya Karşılaştır, Zaman Kazan.

lMerkez anahtarcı; araba, kasa, çelik kapı, tahta kapı, bahçe kapısı, panjur kapı gibi her tür anahtarın kullanıldığı yerlerin anahtarlarını yapan kişidir. Anahtarcılar, her tür anahtar ihtiyacınızda sizlerin yardımına koşarlar. Hemen Geliriz ile etkin Merkez Anahtarcı size en seri hizmeti vermek için çalışmaktalardır. 

Anahtarcı olarak işleyen kişiler anahtarlarınızdaki bozulmaları ve yıpranmaları giderebilirler. Kırılan anahtarlarınızın tamirini yapabilirler. Anahtarcılar genelde sizlere yedek anahtar oluşturarak, kırılmalara ve yıpranmalara karşı acil durumlarda kullanmanızı kolaylaştırırlar. Araba, ev, bahçe, depo anahtarları yoğun çeşitli olabilmektedir. Bu çeşitli anahtarlar her ustanın yapabileceği bir iş değildir. İşinde en iyisini yapmaya faal ustalar Hemen Geliriz ile çalışmaktalar ve sizlere en iyi hizmeti vermek için çabalamaktalardır. 

 

7/24 En Yakın Açık Anahtarcı

Anahtarlarınızın ne süre kaybolacağı veya ne süre kırılacağını bilemezsiniz. araba veya ev anahtarlarınızı evin içinde veya taşıtın içinde unutmuş olabilirsiniz. Böyle durumlarda yapabileceğiniz tek şey 7/24 aktif bir Kilit Ustası çağırmaktır. Anahtarcılar genellikle haftanın yedi günü yirmi dört saat çalışmaktalardır. Bunun nedeni ise sizlerin mağdur olmamasıdır. Kaybettiğiniz anahtarlarınız nedeniyle aracınıza veya evlerinize giremeyebilirsiniz. Geç saatlerde ev haricinde kalmak epey can sıkıcı bir durum olduğu için en çabuk tasvirde kapınıza kadar gelerek sizlere kapı açacak kişiler Hemen Geliriz’de bulunmaktadır. Bu kişiler 7 gün 24 saat anahtar yedekleme işlemi de yapmaktadırlar. Acil durumlarda Merkez anahtarcı ile irtibata geçerek anahtarlarınızın yedeklerini istediğiniz saatlerde yaptırabilirsiniz. 

Acil durumlarda ulaşmak dilediğiniz anahtarcılara Hemen Geliriz üzerinden ulaşabilirsiniz. Ulaştığınız anahtarcılardan önden fiyat bilgisi alarak, işlemleriniz hakkında konuşma sağlayabilirsiniz. Size en yakında mevcut anahtarcılara ulaşmak kalıntı yoğun kolay .

 

Merkez Anahtar Yedekleme


Anahtarlar şık sık kaybolabilen malzemelerdir. Anahtarları çoğunlukla gittiğimiz mekanlarda, piknik alanlarında veya deniz kenarında bir yerde kaybedebiliriz. Evden aniden çıktığımız anlarda, ev anahtarını içeride bırakmamız da başka bir unutkanlıktır. Böyle durumlarda hiç panik yapmamanız için önceden çıkarttığınız nüsha anahtarlarınızı gidip alabilirsiniz. 

Yedek anahtarlarınızı çıkarma yöntemini anahtarcıda yaptırdıktan sonra bu yedek anahtarları güvendiğiniz birine vererek sizin için saklamasını isteyebilirsiniz. Bu kopya anahtarlar sayesinde anahtarınızı unuttuğunuz anlarda güvenerek verdiğiniz kişilerden kopya anahtarlarınızı temin ederek evinize girebilir veya arabanıza binebilirsiniz. 

Anahtar yedekleme işi bir Merkez Çilingir için yoğun kolaydır. Anahtarcılar bu iş için üretilmiş aygıtlar ile anahtar yedekleyebilmektedirler. Öze cihazlar sayesinde elinizde mevcut anahtar kırık olsa dahi onun aynısından bir tane daha yapmak mümkündür. Bu kişisel makineler ile beraber anahtarcılar çabucak bir biçimde anahtar yedekleyebilmektedir. Yedeklenen anahtarları arzuladığınız yerde bırakarak kendinizi garantiye alabilirsiniz. yoğun çokça anahtar unutuyorum diyorsanız yedek anahtar oluşturmak tam size göre. 

Anahtarlar, özel bir makine ile çoğaltma işi yapılarak yedeklenmektedir. Bu makinenin özelliği ise koyduğunuz anahtarın şeklini alarak ham olan anahtar metalinin üzerinde aynı çizgileri bırakabilmesidir. klonlama işleminin yoğun iyi çalışması gerekmektedir. Eğer bu makinelerde bir hata meydana gelirse bu hatalardan geri dönüş olmaz ve ham olarak konulan anahtara yanlış şekiller basıldığı için anahtar çalışmaz.

 

Acil Anahtarcı

Anahtar kaybetme gibi durumlarda acil Kilitçi ararız. Size en yakın en güvenilir anahtarcıyı bulmak için Hemen Geliriz adresinden görev alabilirsiniz. Anahtarcılar çoğunlukla size her an görev verebilmek için haftanın yedi günü yirmi dört saat hizmet vermektedirler. Anahtarcıya ne süre ihtiyacınız olursa Hemen Geliriz üzerinden istediğiniz anahtarcıya ulaşarak, kapılarınızı açtırabilirsiniz.

Anahtarcının vermiş olduğu hizmetlerden bazıları şu şekildedir;

Çelik kapı açma 

Tahta kapı açma

araba kapısı açma

Çelik kasa kapısı açma

Anahtar yedeği çıkarma

Kırık anahtar tamiri

Anahtar tamiri

Anahtarcılar bu ve bunun gibi birçok hizmeti sizler için sunmaktadırlar. Sundukları görev karşılığında sizlerin mağdur olmamanızı sağlamaktadırlar. Anahtar önemli eşyalarımızın saklandığı kasaların da anahtarı olabilir. Bu anahtarın kırılması kaybolması hızlıca panik olabiliriz. lakin Anahtar Ustası bu tekniği de çok basit bir tasvirde halledecektir. Çelik kasa açma işlemi için yoğun kolay bir şekilde Kilitçi çağırabilir ve işleminizi hallettirebilirsiniz. 

Anahtarcılar sizlere ehil bir takım hizmeti sunabilirler. Anahtarcılarda bulunan çalışanlar uzman bir grup oluşturarak, sizin işlerinizin daha süratli olmasını sağlamaktadırlar. İşlerinizin hızlı ve güvenilir bir tasvirde hallolmasını istiyorsanız, Hemen Geliriz üzerinden bir Merkez Anahtarcı hizmeti alabilirsiniz. 

 

Merkez 20 zamanda Kapınızda Anahtarcı

Birçok servisin kendi iddiası bulunmaktadır. Bazı işletmeler sizlere 20 zamanda yanınıza ulaşarak hizmet verme garantisi sunmaktadır. Bu tür şirketler gerçekten profesyonel ekiplerle çalışarak çabuk ve emniyetli görev sunmak için çalışmaktadırlar. süratli ve emniyetli bir Kilitçi hizmeti almak istiyorsanız Hemen Geliriz Ana Sayfası üzerinden yapacağınız çağrı sonucu listelenecek ustalara ulaşabilirsiniz. 

Uzman ekipler ile faal bu şirketler sizlere en hızlı hizmeti nasıl verebilecekleri ilişkin çoğunlukla olarak yenilik yapmaktadırlar. Sizler ev kapılarınızda, dükkan kapılarınızda veya araba başında uzun süreler beklemeyin diye bu ehil ekipler hızlıca yanlarınıza gelerek sizlere Anahtarcı hizmeti verebilmektedirler. 

 

Anahtarcı Fiyatları

Anahtarcının eve gelip kapı açması ile anahtar yedekleme fiyatları farklıdır. firma ne kadar aynı olsa da anahtar yedekleme fiyatı ne kadar uygunsa eve gelerek hizmet verme fiyatı ona göre daha pahalıdır. Bu olay her şirket iiçin yenilik göstermektedir. Firmalarda sunulan hizmetlerin hepsinin değişik bir fiyatlandırması bulunmaktadır. Bu hizmetlerden bir tanesini alabilmek için öncelikle Hemen Geliriz Sitesi’nde aramalara başlamanız gerekmektedir. Bu aramalar sonucunda size en yakın ve en ucuz hizmeti verecek olan Merkez anahtarcıyı seçerek hizmet almaya başlayabilirsiniz. 

Anahtar kopyalama işi yoğun zahmetsiz ve kolay olduğu için fiyatları da bir o kadar düşüktür. Anahtarcılar size bu hizmeti sunduklarında çok düşük fiyatlar isteyeceklerdir. Anahtarcılar evlerinize veya arabalarınızın yanına gelerek size görev sunduklarında fiyatlandırmalar değişmektedir. Değişen bu fiyatlarda sizler pazarlık edebilir ve anahtarcıdan iskonto isteyebilirsiniz. 

Piyasada mevcut anahtarcılardan daha ucuz ve daha güvenilir Anahtar Ustası bulabilmek için Hemen Geliriz adresini ziyaret edebilirsiniz. En ucuz ve güvenli hizmeti almak sizlerin hakkı olduğu için Hemen Geliriz’den yapacağınız aramalarda ustalara servis hakkın ve fiyat ilişkin sorularak sorarak, hizmeti almadan evvel bilgi sahibi olabilirsiniz. Bu sayede alacağınız hizmeti ve ödeyeceğiniz miktarı bilerek ustaları çağırırsınız. İçiniz yoğun rahat bir şekilde bildiğiniz bilgilerle kolaylıkla görev alabilirsiniz. Bu hizmetler sonucu alınacak bedeli de bildiğiniz için sürprizler ile karşılaşmazsınız. Fiyatların sizi yanıltmaması için önceden bilgi almak için Merkez anahtarcıya Hemen Geliriz üzerinden ulaşın ve fiyat bilgisini öğrenin. 

Sinop Merkez Hakkında

Sinop (Hititçe: Sinuwa, Yunanca: Σινώπη/Sinope), Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nin orta kesiminde bulunan Sinop ili'nin merkezi olan şehirdir. Karadeniz kıyısında, Boztepe Burnu'nun karayla birleşme noktasında yer alır. Sinop Kalesi, tarihi ve turizm açısından kentin en ilginç yeridir. Şehrin merkez nüfusu yaklaşık 49.400'dür.

İçindekiler

  1. Köken bilimi
  2. Tarihçe
  3. Tarih öncesi
  4. Hitit dönemi
  5. MÖ 1000 başları
  6. Helenistik dönem
  7. Roma dönemi
  8. Bizans dönemi
  9. Sinop'un Fethi ve Selçuklu dönemi
  10. Türk idaresi
  11. Coğrafya
  12. İklim
  13. Nüfus
  14. Kültür
  15. Halk oyunları
  16. Yemekler
  17. Türküler
  18. Turizm
  19. Sinop Müzesi
  20. Balatlar Kilisesi
  21. Alaaddin Camii
  22. Sinop Kalesi
  23. Paşa Tabyası
  24. Korucuk Tabyası
  25. Sinop Eski Cezaevi - Sinop Eski Tersanesi
  26. Şehitler Çeşmesi
  27. Resim galerisi
  28. Kaynakça
  29. Dış bağlantılar
  •  

Köken bilimi

Antik Çağ'da, Paflagonya bölgesi içinde kalan Sinop'un saptanabilen en eski adı, Sinopedir. Bir söylenceye göre kent adının kurucusu olarak kabul edilen aynı bir Amazon'dan almıştır. Bir başka söylenceye göreyse, kenti eski Yunan'da Irmak Tanrısı Asopos'un su perisi kızlarından Sinope kurmuştur. Söylenceler, MÖ 5. - 4. ve 3. yıllara tarihlenmektedir ve aynı döneme ait kent sikkeleri üstünde Sinope'nin başı görülmektedir. Hangi söylence benimsenirse benimsesin, kentin kurucusunun Sinope olduğu kesindir. Ancak, Sinope bir su perisi ise, kentin Yunan kolonicilerce; Amazon ise; Anadolu'nun yerli halklarınca kurulmuş olması gerekir. Bu ikilem, dilbilim çalışmalarıyla bir ölçüde çözülmemiştir: Gerek etimolojisine yabancı olan Sin ya da Sind sözcüklerine Yunanistan'ın dışında daha çok Pontus, Doğu Anadolu Bölgesi, İran ve Hindistan'da rastlanmaktadır. Bu da, Sinope adının yerli Anadolu dillerinde gelmiş olabileceğini göstermektedir. Ünlü Antik Çağ coğrafyasısı Strabon ise, kentin kurucusu olarak, Argonotlar'dan Teselyalı Otolikos'u göstermekte ve onun kenti ele geçirerek bir Yunan kolonisi kurduğu yazmaktadır. "Kentin ele geçirilmesi" kavramı, kolonileştirmeden önce, kent'te yerli bir halkın yaşandığını ortaya koymaktadır. Strabon'un sözünü ettiği gelişmeden sonra, Sinope Kenti MÖ 7. yıllarında bir kez Miletuslular'ca kolonileştirilmistir. Kent'te, sırasıyla Miletoslu Habrındas, Koos ve Krenitas dönemlerinde yerleşilmiştir. Tüm bü söylence ve tarihsel olaylar Sinop'un ilk çağlarda yerli halkça kurulduğunu, bu yerleşimi, söylencesel Argonot seferiyle ilgili olarak bir Yunan kolonisi'nin izlediğini, son olarak da Miletuslular'ın burada bir koloni kurduğunu ortaya koymaktadır. Sinop'u içeren yörenin en eski adı ise "Kaşka Ülkesi" idi. Yöre Hitit Imparatorluk Dönemi'yle çağdaş olan Kaşkalar'ın yaşadıkları topraklarda yer alıyordu. Bu ülke sınırları içindeki küçük "Arauanna Ülkesi de, Sinop yöresinde bulunuyordu.

Tarihçe

Yarımadanın güney yönündeki iç liman ise rüzgârlara kapalı konumuyla ve sakin deniziyle güney Karadeniz'in en önemli limanıydı. Bu özellikleri yüzünden "Akdeniz" ismini almıştır. Tarih boyunca işlek bir liman yaşantısı ve tersane faaliyeti bu limanda gerçekleşmiştir. 19. yüzyıla kadar tamamen ayakta duran surlardan ise günümüze büyük bir kısmı kalmıştır ve yıkıntılarından rekonstrüksiyonu yapılabilir. Şehrin gelişimi sürekli olarak doğu yönde, Boztepe Burnuna doğru olurken, kuzeydeki Akliman ve Anadolu yönünde birkaç azınlık yerleşmesinden başka bir yerleşim olmamıştır. Doğudaki yarımada ise gittikçe sarplaşmakta, Hıdırlık tepesinde 187 metre yüksekliğe ulaşmakta ve nihayet deniz yönünde dik yarlar ile kuşatılmaktadır. Bu durumda şehrin deniz yönünden ve berzahtan zaptedilmesi imkânsız olmaktadır.

Antik çağdan beri parlak ve yoğun bir ticari ve kültürel yaşantıya sahip olan Sinop, bu niteliğini Doğu Roma İmparatorluğu, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Candaroğulları ve Osmanlı İmparatorluğu yönetimlerinde de sürdürmüş, ayrıca kale ve tersanesi ile bölgenin en önemli askeri üslerinden biri olmuştur. Bu durumunu Sinop Baskını'ndan sonra kaybetmeye başlayan kent, sur dışına güneydoğu yönde azınlık yerleşmeleri ile batıya doğru ise yönetim ve eğitim gibi kamu hizmetleri yerleşmesiyle çıkmıştır.

Sinop ilinin yerleşme tarihi ilk Tunç Çağı'yla başlamıştır. MÖ 7. yüzyılda bir Helen Kolonisi olarak kurulan Sinop, Antik Çağ'da Karadeniz'in en önemli kentiydi. Helenistik dönemde Anadolu'nun yerli kültürleriyle, Helenistik ve Pers kültürlerini birleştirmek isteyen Pontus Devleti'nin başkenti Amasya'dan sonra Sinop'a taşındı. Bizans döneminde yöre Ortodoks Hristiyanlığının etkisiyle dilde ve kültürde Helenleşmiştir.

Sinop 1972 yılında kalkınmada ikinci derece öncelikli iller kapsamına alınmıştır. İlk büyük ölçekli sanayi kuruluşu, Ayancık Kereste Fabrikasıdır. Diğer önemli sanayi kuruluşları Şişe Cam Fabrikası, Un Sanayi, Söksa, İç Çamaşırı Örme Ve Konfeksiyon AŞ. ile toprak sanayinde tuğla ve kiremit fabrikalarıdır. Ne yazık ki şu an bu fabrikaların çoğu kapatılmış ya da taşınmış durumdadır. Ama bunun dışında Sinop'ta el sanatları da ünlüdür. Ayancık keteni, Boyabat çember dokumacılığı, ahşap kotra maketi yapımı ve tahta el işlemeciliği Sinop'taki en köklü el sanatlarıdır.

İlk kütüphane 1924 yılında Dr. Rıza Nur'un öncülüğünde kurulmuştur ve kütüphaneye ismini veren de odur.

Tarih öncesi

Sinop ilk çağda "Paflagonya" adı verilen bölge içindedir. Anadolu'nun kuzey sahilleri ile Kırım yarımadası arasında deniz ticaretinde önemli bir rol oynamıştır. Önemli bir doğal liman konumundadır.

1953 yılında Kocagöz höyükte (kazılınca çoğu kez altında eski yapı kalıntıları ve eski eserler çıkan, yayvanca - alanı geniş ve derinliği az bir şekilde toprak tepe.) yapılan kazı ile 1987 ve 1988 yıllarında Müze Müdürlüğünce yapılan yüzey araştırmacıları sonucunda tarih öncesi devreler biraz olsun aydınlığa kavuşmuştur.

Karagöz höyükte yapılan kazılarda, İlk Tunç Çağı 1. dönemine ait (MÖ ? 3000-2700) buluntular ortaya çıkarılmıştır. Bulunan malzeme Sinop, Balkanlar ve İç Anadolu Bölgesi arasındaki ilişkiyi göstermektedir.

Yapılan yüzey araştırması sonucunda çevrede çok sayıda tarih öncesi yerleşim yerlerine rastlanmıştır. Bu yerleşim yerleri sahil boyunca, nehir ağızlarında ve nehir vadileri boyunca iç kesimlere doğru yayılmaktadır. Ele geçen malzeme genel olarak ilk Tunç Çağı 1 ve İlk Tunç Çağı 2'ye tarihlenmektedir. Ancak Kabalı çayı vadisinde Erken kalkolitik (MÖ 4500) yıllarına tarihlenen iki yerleşim yeri saptanmıştır. Bugün Sinop çevresinde en eski yerleşim alanı Kabalı çayı vadisi olarak belirlenmiştir. Sahil kesiminde İlk Tunç Çağı 2'nin başında korkunç bir yangınla höyükler terk edilmiştir. Bundan sonra höyüklerde bir yerleşmeye rastlanmamaktadır.

Hitit dönemi

1952-1954 yılları arasında yapılan kazılarda Sinop'ta Hitit dönemini belgeleyecek hiçbir esere rastlanmamıştır. Hitit metinlerinde Karadeniz'de Gaşka kavimlerinin varlığından söz edilmekte ise de, ancak şimdiye kadar Sinop yöresinde hiçbir buluntu ele geçmemiştir.

Yapılan yüzey araştırmasında sahil bandında bir tek Gerze ilçesi Köşkhöyük'te Er Hitit (MÖ 1800) malzemesine rastlanmıştır. Ancak Hitit İmparatorluğu dönemine ait hiçbir malzeme bulunmamıştır. Bundan sonra 756 yılına ait malzemeler bulunabilmektedir. (MÖ 2700-1800), (MÖ 1800-MÖ 756|756) yılları arasında Sinop sahil şeridiyle ilgili bir bilgi yoktur.

MÖ 1000 başları

MÖ 756 yılında Milet'ten ayrılan ve kendilerine yeni bir şehir kurmak isteyen göçmenler buraya gelerek bugünkü Sinop'un ilk temelini atmışlar ve bu şehre Sinope adını vermişlerdir. "Efsaneye göre tanrıça Sinope ırmak tanrısının kızıdır. Zeus Sinope'ye aşık olur. Her dilediğini yerine getireceğine söz verir. Sinope kızlığına dokunmamasını ister. Tanrı yemine bağlı kalarak onu kız bırakır. Bugünkü Sinop'un olduğu yere gelir."

Daha sonra MÖ 630 yılında ikinci bir koloni (sömürge, göçmen topluluğu ya da bu topluluğun yerleştiği yer) grubu Sinop'a yerleşmiştir. Şehrin surlarının büyük bir olasılıkla kolonize (koloniler halinde yaşanan) devirlerde yapıldığı tahmin edilmektedir.

MÖ 7. yüzyıl başlarında Sinop, Anadolu'ya kuzeyden gelen Kimmerlerin, MÖ 6. yüzyıl ortalarında İran'dan gelen Perslerin istilasına uğramıştır.

Helenistik dönem

MÖ 4. yüzyılın birinci yarısında Paflagonya'lılar bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. MÖ 332 yılında Büyük İskender'in Anadolu'ya girişini fırsat bilen I. Ariarathes Kapadokya'da bağımsızlığını ilan ederek, Sinop'u da hakimiyetine almış. MÖ 302 yılında Mitridat Ktistes Paflagonya'da dağınık halde bulunan prenslikleri bir araya getirerek kuvvetli bir devlet (bağımsız bir ülke ile onun yönetiminden oluşan varlık) kurmuştur. Daha sonra ll. VI. Mithridates ve onun oğlu Farnak Sinop'a hakim olmuş. MÖ 169 yılında devletin başına Mitridat Flapeton geçmiştir. Mitridat Flapaton Sinop'u bayındır (gelişip güzelleşmesi için üzerinde çalışılmış, alt yapıya sahip) hale sokmuş, başkentini Amasya'dan Sinop'a getirmiştir.

Sinop'un parlak dönemi Mitridat Fatpator zamanında olmuştur. Bütün Karadeniz'i hakimiyeti altına alan Mitirdat Romalıları'da Anadolu'dan atarak büyük bir imparatorluk kurmuş, ancak Başkenti Sinop'tan Bergama'ya taşımıştır.

Helenistik dönem Sinop'un en parlak zamanı olup, bu dönemde kültüre büyük önem verilmiştir.

Roma dönemi

MÖ 70 yılında Roma İmparatorluğu işgal ettiği bu toprakları yeniden tanzim etmiş. Pontus Krallığını Kızılırmak'tan itibaren ikiye bölerek, doğu parçasının idaresini yerli sülalelere vermiş, batı parçasını ise doğrudan doğruya devletin eyaleti haline getirmiştir.

Sinop'un Roma idaresine geçmesi tarihte önemli bir dönüm noktasıdır. Bilhassa (her şeyden önce, başta) Jül Sezar zamanında şehre maddi yardımlardan başka, yeni Roma kolonileri gönderilmiş ve genişleyip büyümesi sağlanmıştır.

Bizans dönemi

Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle Doğu Roma topraklarında kalan Sinop yavaş yavaş küçülmeye başlamıştır. Hıristiyanlığın geliştiği bu dönemde şehirde ticaret ve kültür, dini birtakım olaylar yüzünden gerilemiştir. Sinop'ta bu dönemde yapılan en önemli Bizans yapıtı Balatlar Kilisesi'dir.

Sinop'un Fethi ve Selçuklu dönemi

1204 yılında Dördüncü Haçlı Seferinde İstanbul zapt edilip (zorla alınıp), Bizans İmparatorluğu dağılınca Sinop Trabzon Devleti'nin elinde kalmıştır. İç Anadolu'ya yerleşen Selçuklulara vergi veren Trabzon Devleti, Selçukluların bir iç ayaklanmasından yararlanarak vergiyi kesmiş ve Sinop halkına da baskı ve tecavüzlerde bulunmaya başlamıştır.

Sinop halkının Konya'ya şikayeti üzerine Sultan İzzeddin Keykavus dirlik sahibi bütün Vilayet Beylerine emir göndererek savaşa katılmalarını bildirmiştir. Büyük bir kuvvetle yola çıkan ordunun gerek hazırlığından, gerek gidiş yolundan haberdar olmayan düşman Sinop yakınlarında 500 atlı ile avlanmakta olan Tekfur'u baskın yaparak yakalamış, yakalanan Tekfur 3 gün sonra kale önüne getirilerek Sinop'un teslim olması istenmiştir.

Önceleri teslim olmak istemeyen halk Tekfur'un öldürülmemesi, kimsenin canına kıyılmaması ve herkesin istediği yere gidebilmesi şartıyla 3 Ekim 1214 tarihinde kalenin anahtarlarını Selçuklulara teslim etmiştir. Sinop'ta eski Kilise yerine Alaeddin Camii 1214 yılında bir camiye çevirilmiştir.

 

Sinop Baskını, (30 Kasım 1853), Kırım Savaşının önemli çarpışmalarından biri olan baskın. Bu baskında Rus Karadeniz donanması, Sinop'ta Osmanlı donanmasına ağır bir darbe indirdi. Yelkenli ahşap gemilerin çarpıştığı son muharebe ve gülle yerine patlayıcı mermilerin kullanıldığı ilk deniz muharebesi olarak, dünya deniz savaşları tarihinde Sinop Baskını'nın özel bir yeri vardır.

Türk idaresi

Selçuklu idaresine geçtikten sonra baştan başa yeniden imar edilen Sinop'ta, önce Pervaneoğulları Beyliği/Pervaneoğulları daha sonra Candaroğulları Türk egemenliğini sürdürmüştür.

15. yüzyılda gelişmeye ve büyümeye başlayan Osmanlı İmparatorluğu'na Anadolu beylikleri katılmaya başlayınca Candaroğlu İsmail Bey'de Osmanlılara bağlılığını ilan etmiş ve böylece Sinop, Osmanlı İmparatorluğu'nun idaresi altına girmiştir.

Bir liman şehri olarak kullanılan Sinop'ta tersanede gemi yapımı bu dönemde de devam etmiştir.

1853 Osmanlı-Rus savaşlarında şehir top atışlarına tutularak yakılmış ve bu tarihten sonra, şehir iyice küçülerek kale içine çekilmiştir.

Bandırma Vapur'u ile Samsun'a gitmek üzere yola çıkan Mustafa Kemal Atatürk 18 Mayıs 1919 günü Anadolu'ya karadan geçmek için Sinop Limanına uğramış, ancak o tarihte Sinop-Samsun arasında karayolu olmaması sebebiyle yolculuğuna gemiyle devam etmiştir.

Hatta Sinop'u çok sevdiğini belirten Atatürk bu hislerini "Ne olurdu Sinop'un yarı güzelliği Ankara'da olsa idi" ifadesiyle belirtmiştir.

Sinop idari teşkilat olarak merkezi Samsun olan, Canik Livasına bağlanmış, Tanzimat'ın ilanından sonra Kastamonu'ya sancak olmuş, 1924 yılında Kastamonu'dan ayrılarak il haline getirilmiştir.

Coğrafya

Sinop; Anadolu'nun kuzey yönde uç noktası olan İnceburun'a doğu yönde bağlanan Boztepe Burnu berzahında bir kale-şehir olarak kurulmuş ve tarih boyunca doğu yönde gelişmiştir. Tarih boyunca kale dışına pek taşmayan şehir bir liman kenti özelliği taşır. Berzahın kuzeydoğusundaki dış liman fırtınalara açık olduğu ve denizcilik bakımından kullanışlı sayılmadığı halde, Antikçağ 'da daha çok bu limanın kullanıldığı bilinir. Zamanla kum dolan ve kullanılamaz hale gelen bu limanı berzanın güney-doğusundaki iç limana aynı dönemde bir kanal bağlardı. Bu kanal, Büyük Selçuklu İmparatorluğu döneminde kapatılmıştır.

İklim

Sinop, iklim özelliklerinin iç içe geçtiği bir şehirdir. Mevsimler arası sıcaklık farkları çok büyük değildir. Sürekli esen rüzgârlar şehirde etkili olmaktadır. Sinop'ta yazın birkaç günü haricinde, bütün yıl Nemli ve yağışlı bir iklimi hakimdir. Şehirde Karadeniz iklim tipi egemendir.

Sinop sahil kuşağında yer aldığı için iklim orada mutedildir. Yağış her mevsimde görülür.

Ortalama yağış miktarı Sinop'ta 679–1077 mm ve toplam yağışlı gün sayısı 97-128 gün arasındadır. En yüksek sıcaklık 35 °C ve en düşük sıcaklık ise -8,4 °C derecedir.

Ortalama sıcaklık açısından çok büyük fark yoktur, kışın 7 °C dolayında olan sıcaklık ortalaması, yazın 20 °C'ye yükselir. Yıllık sıcaklık ortalaması merkezde 14 °C'dir.

Ortalama Sıcaklık14 C
En Yüksek Sıcaklık Ortalaması17.2 C
En Düşük Sıcaklık Ortalaması11.3 C
Nispi Nem Ortalaması%73.4
Ortalama Yıllık Yağış Toplamı676 Kg.
Ortalama Yağışlı Gün Sayısı38
1. Derece Hakım Rüzgâr YönüBatı, Kuzey
2. Derece Hakim Rüzgâr YönüGüney, Güneydoğu

Nüfus

YılToplamŞehirKır
196538.66313.35425.309
197037.97915.09622.883
197539.05616.09822.958
198042.74518.32824.417
198547.43723.14824.289
200049.83930.50219.337
200752.66734.75517.912
200853.58435.39318.191
200955.05636.73418.322
201055.68637.70817.978
201156.71138.70518.006
201257.39938.57118.828
201358.00538.45919.546
201459.57139.23920.332
201560.88040.66720.213
2016Veri yokVeri yokVeri yok
2018219.733129.42590.308

Kültür

Hitit kaynaklarından öğrenildiğine göre, yörenin en eski halkı olan Kaşkalar'ın konuştuğu dil ile Hititler'in dil benzerlikler göstermekteydi. Pontus Krallığı'nın egemenliğine girdiği MÖ 2. yüzyıl başlarına kadar özgürlüğünü koruyan Sinop kenti, bu dönemde bayındır bir liman ve balıkçılık merkeziyidi. Eski kaynaklarda, limanda kurulmuş olan dalyanlarda avlanan palamutlardan bir bölümünün büyük havuzlarda canlı olarak korunduğu konusunda bilgiler vardır. Roma döneminde yaptırılan uzun sukemerleriyle kente su getirildi. Bizans döneminde önemli bir liman ve askeri üs konumunda olan Sinop, Candaroğulları yönetimi sırasında tersanesiyle ün kazandı. Bu sırada Sinop tersanesinde yapılan büyük bir tekne, Osmanlı donanmasına örnek olması amacıyla İstanbul'a götürüldü. Osmanlı döneminde kentte yaşayan Rumlar daha çok küçük üretim ve ticaretle uğraşırdı.

19. yüzyılda Anadolu'nun iç kesimleriyle daha kolay ulaşım sağlayan Samsun ve Trabzon limanlarının önem kazanmasından sonra Sinop eski canlılığını yitirmeye başladı. Ticaretin gelişme gösterdiği 19. yüzyıl sonlarında kent surların dışına taştı.

Sinop'ta doğan şair Ahmet Muhip Dıranas, 1940'ta yayımlanan bir yazısında çocukluğunun geçtiği kenti şöyle anlatır:"Misafir olacağım eve varmak için yıkık kale duvarları arasında geçiyordum. Oysaki 30 yıl önce şehrin bütün surları sağlamdı. Biz çocuklar bir taraftan çıktık mı bu surların üstüne, bütün kasabanın etrafını fırdolayı dönerdik. Şimdi kala kala birkaç burçla şehrin ortasına doğru düşen ve saat kulesi hizmetini gören Roma üslubunda bir kale kalmış. Daha eskiden burada Rumlar varken gece oldu mu, surun kapıları kapanır, dışarıdakiler dışarıda, içeridekiler içeride kalırmış. Canlı ve hareketli olan Rumlar, yarımadaya doğru olan kısımda ve kale dışındaydılar. Kenar boyunca kahveleri, çalgılı gazinoları ve meyhaneleri vardı.

Yaz gecelerinde liman, gezi sandalları ve balıkçı kayıklarının meşaleleriyle lale tarlasına benzerdi. Şarkılar, kahkahalar... Bütün o yangınlardan ve harp felaketlerinden sonra hepsi bir hayal oldu."

Sinop Kalesi daha çok cezaevi olarak ün kazanmış bir tarihsel yapıdır. Özellikle edebiyat ve siyaset alanında ün kazanmış ve çeşitli nedenlerle yargılanıp hapse makûm edilmiş birçok kişi bu cezaevinde yatmıştır. Bu kişilerden biri de ünlü öykü ve roman yazarı Sabahattin Ali'dir... İlkçağ düşünürlerinden Diyojen Sinop doğumludur. Darphane sorumlusu olan babasıyla birlikte sahte para basmakla suçlanan Diyojen'in Sinop'tan sürgün edildiği bilinir.

19. yüzyıl sonlarında Kafkasya'dan gelen göçmenlerden bir bölümünün yerleştirildiği kentin 10 bine yakın olan nüfusunun yüzde 40'ı Rumlardan oluşuyordu. 1950'de ise kentin nüfusu 6 bini bile bulmuyordu.

Halk oyunları

Sinop'ta davul, zurna, tef, bağlama, mızıka, tulum ve kemençe çalınır.

Ayancık Eymeleri, Ayancık Çiftetellisi, Muhtar, Karasuda Pazar Var, Munise, Boyabat'ın Pirinci, Derelerde Kuşburnu, Boyabat Çiftetellisi, Karadeniz Horonu ve Tütün ise şehirde oynanan oyunlar arasında.

Yemekler

Sinop'un yemekleri:

  • Mantı (İçi Etli Hamur)
  • Nokul (üzümlü cevizli, kıymalı ve yoğurtlu)
  • Pilaki
  • Kaşık çıkartması
  • Keşkek yemeği
  • Islama
  • Mısır çorbası
  • Mısır tarhanası
  • Mısır pastası
  • Sirkeli pırasa
  • İçli tava
  • Katlama
  • Kabak millesi
  • Hamursuz tatlı
  • Muhlama(Kuymak)
  • Kaygana

Türküler

Sinop'un yöresel şarkıları vardır. Bunlarin birkaçı:

  • Bük Dibinde Yatarım
  • Hürmüz Gelin
  • İp Attım Ulaş Diye
  • Kum Kapının Kilidi
  • Tini Mini Hanım
  • Entarisi Salkım Salkım
  • Ak Bakraçlar Susuz Kaldı
  • Karasu'da Pazar Var
  • Ben Giderim Batuma
  • Hakkı Reis
  • Dillala
  • Kaleden İndim Bugün
  • Ayancık Eymeleri
  • Edip Akbayramın seslendirdiği "Aldırma Gönül" şarkısı Sinop Cezaevi için yazılmış olan Sabahattin Ali'nin bir eserdir.

Turizm

YılYerlıYabancıToplam
199576.5758.15184.792
199675.2863.50678.792
199767.8592.87665.735
199861.3861.98763.373
199942.4831.31243.795
200051.8151.92353.738
200171.2013.53374.734
200270.3588.36678.724
200375.6805.43081.110
200467.8403.76071.600

Sinop Müzesi

Sinop Müzesi Sinop şehrinin ve Sinop'un çevresinde ve kazılar sonucunda bulunan tarih eserler sergilenmektedir. Müzede değişik dönemlere ait eserler gösterilmektedir. Bizans, Helenistik, Roma, Prehistorik, Etnografik ve Sinop şehrinin etrafında bulunan ikonlar da müzede sergilenmektedir. 2006 yılında restorasyona alınan Sinop Müzesi ülkede en modern müzeler arasına adını yazdırdı.2008-2009 yılı boyunca toplam 200.000 kişi Sinop Müzesini ziyaret etti.

Balatlar Kilisesi

7. yüzyılda Bizanslılar tarafından bir kilise olarak kullanılan Balatlar Kilisesi'nin, Roma çağında ise tiyatro ya da hamam olarak kullanıldığı düşünülüyor. Üç kısmındaki fresklerin bir bölümü durmaktadır. Kilise halkin ziyaretine açılmıştır. Mülkiyet özel şahsa ait olduğu için Kültür ve Turizm Bakanlığınca 2000 yılında kamulaştırılarak gerekli bahçe düzenlemesi yapıldı.

Alaaddin Camii

Alaaddin Camii Sinop'un Selçuklular tarafından fethinden hemen sonra yapılmıştır, buna göre de bir Şelçuklu eseridir. Büyük bir avlusu vardır ve bu avlu güneyde yer alır. Beş kubbesi olan Cami dikdörtgen planı vardır. Şadırvanlı olan ibadethane, şadırvanı avlunun ortasındadır ve bir köşesinde İsfendiyaroğulları'nın türbeleri bulunmaktadır.

Sinop Kalesi

Sinop şehrini korumak amacıyla MÖ 7. yüzyılda yarımada'nın üzerinde yapıldı meşhur Sinop Kalesi. Çeşitli dönemlerde Romalılar,Bizanslılar ve Selçuklular döneminde kale onarılarak kullanıldı. Bugün bile ihtişamını koruya bilen bu kale 2050 m uzunluğunda, 25 m yüksekliğinde, 3 m genişliğinde ve iki tane giriş kapısı bulunmaktadır.

Paşa Tabyası

19. yüzyılda Osmanlı-Rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yapılmıştır. Sinop yarımadası'nın güney doğusunda yer alır bu yapı. Yarı ay şeklindedir. 11 top yatağı, cephanelik ve mahzenlerden oluşmaktadır. Bugün Paşa Tabyası yeme içme tesisi olarak hizmete açılmıştır ve Sinop turizmine hizmet vermektedir.

Korucuk Tabyası

19. yüzyılda Osmanlı-Rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yapılmıştır. Korucuk tabyaları, küçük bir kayalık tepe üzerinde kurulmuştur. 7 top yatağı, cephanelik ve mahzenlerden oluşmaktadır. Bugün, özel bir şahsın mülkiyetinde olduğundan turizme açılamamıştır.

Sinop Eski Cezaevi - Sinop Eski Tersanesi

Şehirdeki en bilinen yapı tarihi Sinop Cezaevidir. Bu binanın yanında Alaattin Camii, Pervane Medresesi, Paşa Tabyaları ve Serapis Tapınağı şehrin diğer tarihi merkezleridir. Şehirdeki tek kilise olan Balatlar Kilisesi'nden ise geriye yıkıntılar kalmıştır.Ancak bu şehrin turistik yönüne zarar vermemektedir.

Sinop Cezaevi'nin Sinop'un turizmine büyük bir katkıda bulunuyor. Cezaevi iç kalenin içinde eski tersane alanında yapılan bir yapıdır. Cezaevi Osmanlı'nın Karadeniz bölgesindeki en büyük tersanesiydi. Etrafı yüksek kale bedenleriyle çevrilidir ve 1887 yılından beri cezaevi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Mahkûmların kaçımı imkânsızdı Sinop Cezaevinden,çünkü dört bir yanı kaleyle çevrili olduğu için. Şu an eski Cezaevi Müze olarak ziyarete açılmıştır. 2004 yılında 45.000 kişi ziyarette bulunmuştur. Devlet Giray, Sabahattin Ali, Refik Halit Karay, Mustafa Suphi, Ahmet Bedevi Kuran, Ruhi Su, Burhan Felek, Zekeriya Sertel ve Nâzım Hikmet bu cezaevinde yatmış bazı isimlerdir. Cezaevini anlatan şiirler Sabahattin Ali'nin kaleminden de çıkmış ve bunlardan "Aldırma Gönül" popüler olmuştur.Sinop cezaevi artık restorasyon çalışmalarıyla daha da güzel hale getirilmeye çalışılıyor.Sinop Eski Cezaevi birçok dizi ve filmde ev sahipliği yapmıştır.Örneğin:Parmaklıklar Ardında,Köpek,Pardon... ve birçok esere daha. Ancak iki kişi kaçmaya çalışmış biri altı deniz veya su oyduğu için boğulmuş diğeri ise kaçmayı başarmıştır

Şehitler Çeşmesi

Tersane çarşısında olan bu yapı, 1853 Meydankapı mahallesi Tersane caddesi üzerinde olan Şehitler Çeşmesi, 30 Kasım 1853 tarihinde Osmanlı-Rus Savaş'ında şehit düşen Türk denizcilerinin ceplerinden çıkan paralarla yaptırılmıştır.

Tersane Caddesi ile Balıkçı Limanı arasındaki meydanda Hacı Ömer Camisi'nin doğusundadır. 3.80 m.x3.80 m. boyutlarında bir alana oturtulmuş dışı kesine taşlarla kaplı, üstü tek kubbe ile örtülü bir meydan çeşmesidir.

Zeminde kuzey ve batı cepheleri birleştirilen köşelerde kurnalar arasındaki oluk ya da kanaldan sonra anıtın zemin kaidesi ve bir silme meydana getirilmiş olup, bundan sonra kesme taş kaplamalar sırası gelmektedir. En altta çok dar bir sıra ve onun üstünde daha geniş 2 sıra yer almaktadır.

Bunlardan sonra yukarı doğru bir geniş ve bir dar olarak yerleştirilen 5 sıra gelmektedir. Düzgün kesme bloklar bitiminde 4 cepheyi çevreleyen bir silme ve üzerinde ortaları göbekli ve çevresinde dörder yaprak süs süslemeli diş kesimi, her cephede on sekizer adettir.

Diş kesimi üstünde dışa taşkın eğimli ve üzerinde düz işlenmiş iki silmeli saçaklık, saçaklığın üzerinde de yapı ile aynı düzeyde ve saçaklıktan daha yüksek düz bölüm gelmekledir.

En üstte köşelere küçük birer küre konmuş olup tavan örtüsü kubbedir. Üzeri çinko ile kaplanmıştır.