İstanbul Teknik

AÇIK
4.99 / 5

İstanbul Teknik
212 Yapılan İş
0 539 576 07 40

İstanbul Adalar Klima Bakımı

AÇIK
5 / 5

Sizin İsminiz
999 Yapılan İş

Firmanızı bu şekilde gösterebilmek için şimdi hizmet vermeye başlayın.

İstanbul Adalar Klima Bakımı

Adalar En İyi 10 Klima Bakımı – Teklif Al veya Hemen Ara!
Adalar En İyi 10 Klima Bakımı – Teklif Al veya Hemen Ara! HemenGeliriz.com ile Güvenli Hizmet, Hızlı Servis, Profesyonel Firmalar. Hemen Ara, Teklif Al veya Karşılaştır, Zaman Kazan.

Adalar klima bakımı servislerinin en hızlısı Hemen Geliriz’de. Evlerde, ofislerde ve diğer iç mekanlarda en çok kullanılan cihazlardan bir tanesi klimadır. Klimalar yazları serinletirken, kış aylarında da ısıtmaktadır. Klimalar, insanlara çok çokça konfor sunmaktadır. Bu sunulan konfor klimalarınızın bozulmasıyla sona erebilir ve böyle durumlarda çok can sıkıcı olabilir. yoğun soğuklarda veya çok sıcaklarda klimanızın bozulması en son isteyeceğiniz şeydir. 

Klimalar çokça durumda yoğun Kurtarma cihazlardır. Sıcak yaz aylarından bunaldığınızda veya kış aylarında üşüdüğünüzde sizleri serinleten ve ısıtan cihazlardır. Bu aletler hassas ve kullanıma bağlı olarak da aksaklık veren cihazlardır. Kullanılan mekanlara göre çalışma durumları fark etmektedir. Eğer klimanızı hiç kapatmadan kullanıyorsanız, klimalar daha seçenek arızalanabilir. Bu arızaların maliyetlerinin orantısız olmaması için klima bakımlarını zamanında yaptırmanız önemlidir. 

 

Klima tamiri Ücretleri

Klima bakımları önemlidir. uygulama durumunuza göre tamir yaptırma sıklığınızın da değişmesi gerekmektedir. iş yeri, ofis gibi yerlerde mevcut klimalar hiç kapatılmadan çalıştığı için daha seçenek arızalanmaktadır. Böyle yerlerde mevcut klimaların aylık ve yıllık bakımları ayrı ayrı yapılmalıdır. 

Klima onarım ücretleri işletmeler tarafından belirlenmektedir. Belirlenen ücretler günlük sabittir ve her onarım sırasında değişmez. Anlaştığınız bir firma ile yıllarca aynı fiyat üzerinden çalışabilirsiniz. Klimalar ucuz aygıtlar değildir bu yüzden değiştirilmesi de o kadar kolay olmamaktadır. Bundan dolayı klimaları kullanırken ve bakımlarını yaptırırken dikkat etmek gerekmektedir. 

Klimaların pahalı aletler olmasından dolayı bir arıza verdiğinde direkt olarak değiştirmek olanaklı olmamaktadır. yeni alınan klimalar genellikle 10 yıla kadar sağlamlık göstermektedir. Daha uzun sürelerde de kullanılan klimalar vardır. Böyle klimalar çoğunlukla düzenli tamir yaptırılmış ve her arızasında anında müdahale edilerek tamir edilmiş cihazlardır. 

Klimaların verdiği arızalara değer göstererek anında bakım ettirilmesi klimaların kullanımlarını kolaylaştıracaktır. Klimalarda bazen soğutmama veya ısıtmama sorunları yaşanmaktadır. Bu durumlarda klimaların eskimeleri kaynaklı olabildiği gibi, gaz bitmesi veya klima beyninde arızalar da meydana gelmektedir. Klimanın soğutmama veya ısıtmama arızalarını kullanıcılar genelde anlamamaktadırlar. Bu arızaların belirlenmesi için profesyonel kişilerin gelmesiyle beraber bakımını yapmaları gerekmektedir. 

Ücretsiz klima bakımı için hemen yetkili servislere irtibata geçerek kampanyalardan yararlanınız. 

 

Hava Filtresi onarımı

Hava filtreleri, klimaların sağladığı hava devirdaimı sırasında havada oluşan görünmeyen tozları, pislikleri filtreleyerek sizlere daha temiz hava vermeye çalışmaktadır. Bu filtrelerin çabuk kirlenmesi sizin kullanımınıza bağlıdır. Eğer klimalarınız dükkan, ofis, mağaza gibi yerlerde bulunuyorsa yoğun uzun süreler açık kaldığı için bu klimalarda bulunan hava filtreleri yoğun hızlı bir şekilde kirlenecektir. 

Kirlenen hava filtrelerinin temizlik bakımları profesyoneller tarafından çok çabuk şekilde yapılmaktadır. En çabucak şekilde klimalarınızın hava filtrelerini temizletmek istiyorsanız Hemen Geliriz bünyesinde mevcut klima bakımı servislerine ulaşabilirsiniz. 

Hava filtresi sizin bulunduğunuz iç mekanda bulunan havanın daha temiz kalmasına yarayan filtrelerdir. Bu filtreler kullanılarak daha temiz bir iç yer planlanmıştır. İç mekanlarda uzun süreli kapalı kalmanız durumlarında hava filtresinin temizliği daha da değer kazanmaktadır. İç mekanlarda uzun zaman kapalı kalmamaya özen göstererek, uzun süreli oturduğunuz odalarınızı opsiyon sık havalandırınız. Şu anda Dünya’da var olan Korona mikrop dolayısıyla da klimaların kullanımları yasaklanmıştır. Ondan dolayı şık sık havalandırılmış, çoğunlukla bir camın açık olduğu mekanlarda çalışınız. 

 

Adalar 2. El Klima onarımı

Klima bakımı, klimanın sıfır veya 2. el olması durumuna bakılmaksızın yapılabilmektedir. 2. el olarak aldığınız klimayı montajı sırasında bir bakımdan geçirmenizin faydası vardır. 2. el olarak alınan klimaların ne günlük temizlenip temizlenmediğini bilmediğiniz ve bakımlarının yaptırılıp yaptırılmadığını bilmediğiniz için monteleme yöntemi sırasında Adalar klima bakımı servislerinden süratli bir şekilde klimalarınız için bakım yapmasını isteyebilirsiniz. 

Klima bakımı eski, sıfır veya 2. el olarak alınmış hepsi klimalara yapılabilmektedir. Klima bakımları sayesinde klima ömürleri uzarken, kullanımlarınızın kalitesi de artmış olmaktadır. Bu durumlarda klimalarınıza iyi baktığınız takdirde sizler de klimalarınızı 2. el olarak satabilmektesiniz. Taşınırken yeni bir klima aldınız ve eski klimanızı ne yapacağınızı bilmiyorsanız Adalar klima onarımı servislerini arayarak 2. el olarak satma imkanını bulabilirsiniz. 

 

Adalar Klima tamiri Ne zaman Yapılmalı?

Klima bakımları özellikle mevsim geçişlerinde yapıldığı gibi yıllık olarak da yapılmalıdır. Uzmanlar klima bakımlarının kısa sürelerde opsiyon sık yapılmasını tavsiye etmektedir. Bu çeşit bakımlar yapılırken en uzman kişilerden destek almak gerekmektedir. Eğer ehil kişilere yaptırmazsanız klimanızın programlı çalışması gerekirken daha çok arıza verebilir ve düzgün bir randıman alamazsınız. düzgün randıman alamadığınız klimaları daha yoğun çalıştırarak elektrik faturası konusunda sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Elektrik faturalarında yaşayacağınız pahalılık sebebiyle klimadan arzuladığınız ısınma ve soğutmayı alamayacaksınız. 

Kış aylarında, soğuk mevsimlerde iyi bir ısınma sağlayamadığınız klimaları kullanmak istemeyeceksiniz. Bakımları yapılmış hava filtresi temizlenmiş bir klimanın kullanımı sizler için oldukça kolay olacaktır. düzgün bir klima tamiri yaptırarak her çeşit problemi önceden görme ve tamir ettirmeniz söz konusu olabilmektedir. 

Klimaların bakımları yaptırılmadığında klimanız ne kadar A ++ olsa da elektrik faturalarında ciddi kabarmalar söz konusu olabilmektedir. Yüksek elektrik maliyetleri dolayısıyla da iyi bir ısınma ve düzgün bir serinleme hizmetini klimalarınızdan alamazsınız. 

 

Adalar En Yakın Klima tamiri Servisi

Klimalarınızı bakıma sokmak istediğinizde evlerinize kadar gelerek hizmet veren yetkili servisler mevcuttur. Bu hizmetler sizlere en iyi hizmeti verebilmek için çabalamaktadırlar. tamir gerektiren klimalarınız her nerede olursa olsun yetkili bayiler yanınıza gelerek görev sunabilmektelerdir. Yetkili bayide çalışanlar profesyonel ekipler halinde servis sunmaktadır. Bu hizmet kapsamında birkaç kişi gelerek klimalarınıza hızı bir tamir hizmeti verebilmektelerdir. 

Klimalarınızın en çabuk ve en düzgün tamiri alabilmesi için resmi firmalara güvenebilirsiniz. Hemen Geliriz bünyesindeki resmi firmalar bu işleri garantili biçimde yaparak sizlere güven vermektedirler. Garantili klima bakımı için en yakın klima bakımı yetkili servisine ulaşabilirsiniz. 

Garantili klima bakımlarının avantajları fazladır. Klimaların önceden oluşabilecek sorunlarını gidererek sizlere ileride daha çok masraf açmalarını önleyebilirsiniz. bakımı yapılmış klimalarda elektrik faturasını az ödersiniz. Tam bir randıman alırsınız. Klimalar sağlam olduğu sürece sizlere en iyi soğutma ve en iyi ısıtma hizmetini verecektir. garanti kapsamında mekan alan arızaların bakım maliyetleri de bu bayiler tarafından karşılanacaktır. profesyonel kişiler sizlere en iyi hizmeti sunmak için güvence kapsamında oluşan arızaları süratli bir biçimde tamir etmektedirler. Eğer garantisiz çalışan, kurumsal olmayan bir yetkili servise klimanızı yaptırdıysanız; o zaman oluşabilecek her tür sorunda ek paralar ödemek zorunda kalırsınız. Bu olay da gittikçe can sıkıcı olmaya başlayabilir ve klimayı arızalı şekilde çalıştırmaya devam ederek klimanın tamamen bozulmasına yol açabilirsiniz. Bu da sizlerin sıfır bir klima almasını zorunlu hale getirir. Bu durumlara gelmemek için düzenli olarak iyi firmalara onarım yaptırınız. En iyi ve garantili etkin işletmeler için Hemen Geliriz Web Sitesi’ni ziyaret ederek Adalar klima onarımı yaptırabilirsiniz. 

İstanbul Adalar Hakkında

Adalar, Prens Adaları, İstanbul Adaları ya da Kızıl Adalar, İstanbul'un Anadolu Yakası'nın güney kıyılarının açıklarında, Marmara Denizi'nin kuzeydoğu kesiminde yer alan ve kısaca Adalar olarak anılan takımadadır. Büyüklü küçüklü 9 ada ve kıyıya yakın iki kayalıktan oluşur. Aynı zamanda İstanbul ilinin bir ilçesini oluşturan Adaların beşinde (Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada ve Sedefadası) yerleşim vardır. Sivriada, Yassıada, Kaşık Adası ve Tavşan Adası'nda ise sürekli ve düzenli yerleşim bulunmamaktadır. Kıyıya yakın kayalıkların (Yıldız ve Dilek kayalıkları) ise 1010 yılındaki depremde batmış olan Vordonos Adaları'nın zirveleri olduğu bilinmektedir.

Adalar ilçesinin merkezi Büyükada olup, ilçe 5 mahalleden oluşmaktadır; Büyükada'daki Maden ve Nizam mahalleleri, Kınalıada, Burgazada ve Heybeliada. 2013 verilerine göre nüfusu 16.166'dır.

İçindekiler

  1. Etimoloji
  2. Coğrafya
    1. İklim ve bitki örtüsü
  3. Tarih
    1. Helenistik dönem
    2. Roma/Bizans dönemi
    3. Osmanlı dönemi
    4. Cumhuriyet dönemi
  4. Yönetim
  5. Politika
    1. Yerel seçimler
    2. Genel seçimler
  6. Ekonomi
  7. Altyapı
  8. Demografi
  9. Ulaşım
  10. Sağlık ve eğitim
  11. Kardeş kentler
  12. Galeri
  13. Video galerisi
  14. Kaynakça
  15. Dış bağlantılar

Etimoloji

Adalar, tarih boyunca çeşitli kaynaklarda ve dönemlerde çeşitli adlarla anılmıştır. Bunların en yaygını Batı kaynaklarının kullandığı "Prens Adaları" ya da "Prensler Adaları"dır. Bu ad adalara, Bizans döneminde soyluların, prenslerin, patriklerin hatta imparatorların sürgün yeri olarak kullanıldıkları; kimi kaynaklara göre de, Bizans İmparatoru II. Justinus 567'de Büyükada'da görkemli bir saray ve manastır yaptırdığı için verilmiştir. Antik dönemde adalara Dimonisi veya Demonisi (Cin Adaları) denmiş, Aristoteles "Demonisi"nin Heybeliada'da ilk kez bakır madeni işleten birinin adı olduğunu ve adaların giderek onun adıyla anıldığını ileri sürmüş, kendisi ise Halkedon (Kadıköy) Adaları demiştir. Yunan filozof Artemidoros, Pitiusa (Çamlı), Romalı tabiat bilgini Plinius, Propontidas (Marmara Adaları) derken Bizanslılar burada yaşayan keşişlerden dolayı Papadonisia (Papaz Adaları, Keşiş Adaları) demişler; tarihçi Hammer, Les İles des Saint (Evliya Adaları), Thomas Allom Demonesca, Türkler, topraklarının renginden dolayı Kızıl Adalar diye adlandırmışlardır.

Adaların Yunanca adları şöyledir; Büyükada (Πρίγκηπος/Prinkipos), Heybeliada (Χάλκη/Halki), Burgazadası (Αντιγόνη/Antigoni), Kınalıada (Πρώτη/Proti), Sedefadası (Τερέβινθος/Terebinthos, modern Yunanca: Αντιρόβυθος/Antirovithos), Yassıada (Πλάτη/Plati), Kaşıkadası (Πίτα/Pita), Sivriada (Οξειά/Ohia) ve Tavşanadası (Νέανδρος/Neandros).

Coğrafya

Adanın ismiYüzölçümüNüfus
(2013)
Harita
Büyükada5,4 km²7.278 
Heybeliada2,3 km²4.807 
Burgazada1,5 km²1.474 
Kınalıada1,3 km²2.607 
Sedefadası0,157 km²Önemsiz miktarda 
Yassıada0,052 km²Yok 
Sivriada0,045 km²Yok 
Tavşanadası0,010 km²Yok 
Kaşıkadası0,008 km²Yok 
Toplam10,76 km16.166 

Adalar, Dördüncü Zaman başlarındaki yerkabuğu hareketleri sırasında boğazlar açılıp Trakya-Kocaeli penepleninin güney kesimleri sularla kaplanırken, peneplenin su üstünde kalmış parçalarıdır. Adaların, Kocaeli Yarımadası'nın batısını kapsayan eski bir kitlenin parçaları oldukları, coğrafi konumları ve jeolojik yapı özelliklerinin yanı sıra, bölgenin denizaltı topografyasından da anlaşılmaktadır. Burada, güneydoğuya doğru derinleşen bir platform Kocaeli Yarımadası'na doğru yavaş yavaş yükselerek Büyükada ile Dragos arasında 10–15 m derinlikte bir sırt haline gelir. Yapılan ölçüm ve araştırmalar, bütün adalar arasında, sular altında kalmış eski bir nehrin vadileri olduğu sanılan olukların; adaların kuzeybatısında da, Boğaziçi kanalının devamı olduğu tahmin edilen bir oluğun varlığını göstermektedir.

Adalar çeşitli yükseklikteki tepelerden oluşur. Büyükada'nın, Yüce (Aya Yorgi): 203 m, İsa (Hristos): 163 m, Tepeköy (Nevruz): 150 m, Avcı: 145 m'lik dört tepesi; Heybeli'nin Değirmen: 136 m, Köy 128 m, Makarios 98 m, Ümit 85 m yükseklikteki dört tepesi; Burgazadası'nın 170 m'lik Bayrak (Hristos) Tepesi, Kınalı'nın Çınar: 115 m, Teşvikiye: 115 m, Manastır: 93 m'lik üç tepesi vardır. Sedefadası 55 m'lik, Yassıada 46 m, Sivriada 90 m, Kaşıkadası 13 m, Tavşanadası da 40 m'lik birer tepeye sahiptirler. Adalarda akarsu ve göl yoktur.

Adaları merkez ve çevre olarak iki büyük gruba ayırmak mümkündür: Büyükada, Haybeliada, Burgaz ve Kaşıkadası merkez grubudur. Bu adalar, çevredeki Sedefadası, Tavşanadası, Yassıada, Sivriada ve Kınalıada'dan daha yüksektir.

Adalar'ın İstanbul'a uzaklıkları, en yakın Kınalıada, en uzak Tavşanadası olmak üzere 7 deniz miliyle 13,5 deniz mili (25 km) arasında değişir. Yassıada ile Sivriada hariç Adalar, en batıdaki Kınalıada'dan en doğudaki Sedef Adası arasında kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda 12 km'lik bir hatta dizilidir.

Takımadaları oluşturan 9 ada dışında, Bostancı ile Kınalıada arasında suyun oldukça sığ olduğu bölgede, biri Bostancı, diğeri Maltepe açıklarındaki sığlıkta, üzerlerinde fener bulunan iki kayalık yer alır. Bu kayalıklardan Bostancı'ya yakın olanı Vordonos Adası olarak bilinir. Bu adacığa Yıldız Kayalığı da denir. Maltepe'ye yakın olanının adı ise Dilek Kayalığıdır.

Adaların toprağı, demir oksitli kırmızı topraktır. Kireç tabakalarına karışmış bol miktarda demir filizi toprağa kızıl bir renk verir. Bu toprak, ağaç, meyve, sebze, çiçek tarımına elverişlidir. Çevre maden bakımından zengindir. Büyükada'da, Maden semtinde, eskiden demir çıkartılıp işlendiği; Heybeliada Çamlimanı'nda bakırla karışık demir yataklarının bulunduğu, ayrıca saf bakır madeni çıkarıldığı için adaya "bakır" anlamında Halki adı verildiği, boraks madeninin de bulunduğu bilinmektedir. Günümüzde demir ve bakır madenleri tükenmiş durumdadır.

İklim ve bitki örtüsü

Adaların iklimi ana çizgileriyle İstanbul kentinin aynıdır. Ancak konumları nedeniyle bazı özellikler de gösterir. Sıcaklık birkaç derece daha fazladır. Kışın kar pek az görülür. Yazın da İstanbul'un diğer bölgelerine oranla daha az yağış alır. Sise az rastlanır ve çabuk dağılır. Sonbahar, genellikle ilkbahardan daha sıcak geçer. İlkbahar aylarının özellikleri birkaç hafta içinde sona erer ve yaza geçilir. Rüzgâr rejimi de genelde İstanbul'un aynıdır, ama adaların konumları bu rüzgârların etkilerini yumuşatır. Karşı kıyıda bulunan Aydos, Kayış Dağı, Alemdağı, Küçük ve Büyük Çamlıca tepeleri, Kınalıada hariç diğer adaları poyraz rüzgârından korur. Kışın daha çok Karayel eser. Batı rüzgârı mayıs ayından itibaren aralıklarla esmeye başlar. Batı-karayel adalar çevresinde fırtınalara yol açan en tehlikeli rüzgârlardır. Sonbahar, kış ve ilkbahar aylarında zaman zaman esen lodos, adaları ısıtır. Sıcak mevsimlerde ise, yerel bir rüzgâr olan meltem havayı serinletir. Bu iklim ve rüzgâr özellikleri adaları sevilen bir yazlık ve dinlenme yeri yapar.

Adalar zengin ve çeşitli bir bitki örtüsünü sahiptir. Makiler ve çamlar hakim doğal örtüyü oluşturur. Akdeniz ikliminin tipik bitkisi olan makiler, ilkbaharda birden rengarenk çiçeklenir ve hoş kokular yayar. Taşmeşesi, süpürge çalısı, sakız, kocayemiş, katırtırnağı, mersin, bodur ardıç, laden ayrıca yabani zeytin, kekik, lavanta, adaçayı, zakkum sık rastlanan türlerdendir. Adalar deyince hemen akla gelen çamlar, makilerden sonra en yaygın bitki ve ağaç türüdür. En çok Heybeliada'da görülen çamlar, kızılçam da denilen "Pinus Brutia"lar grubundadır. Büyükada'nın kuzey kesimlerinde fıstık çamları, manastır ve mezarlıklar çevresinde serviler, yollarda akasyalar, ıhlamurlar, bahçelerde çeşitli süs ve meyve ağaçları bulunur. Adaların karakteristik bitkilerinden biri de mimozadır. Mimozalar yanında, adaların gülleri, şebboyları, petunyaları, lale ve sümbülleri, glayörleri, beyaz sarı pompon gülleri, ortanca ve kasımpatıları ünlüdür.

Meskun adalarda av hayvanı kalmadığı gibi artık tavşan da yoktur. Tavşanadası, Sivriada ve Sedefadası'nda adatavşanı bulunur. Bölge kuş açısından zengindir. Martılar, kargalar, karabatak, ispinoz, serçe, kızılgerdan (narbülbülü), kaya güvercini, sığırcık, saksağan, saka vardır. Av kuşlarından, mevsiminde keklik, bıldırcın, çulluk, yabani kaz görülür. Tarih boyunca balıkçılığın ana uğraş olduğu ünlü adalarda 1950'ler, hele de 1970'lerden sonra balık cinslerinin büyük kısmının nesilleri hızla tükenmiştir.

TarihHelenistik dönem

Adalarla ilgili tarihlenebilen ilk olay, Makedonya Kralı Büyük İskender'in komutanlarından Antigonos'un oğlu Dimitrios Poliorkites'in MÖ 298'de, o dönemdeki adı Panormos (Emin Liman) olan Burgazada'da babasının adına ve anısına bir kale inşa ettirmesi ve adaya Antigoni adını vermesidir. Burgaz'ın tepesinde, 1860'ta Helenistik döneme ait üzeri Latince yazılı bir mezar taşı bulunmuştur.

1930 yılında adadaki Rum Mezarlığı çevresinde bulunan, Büyük İskender’in babası II. Filip’e ait toplam 207 sikkeden meydana gelen Büyükada definesi; İstanbul Arkeoloji Müzesi koleksiyonuna dâhil edilmiştir. Bu define Büyükada tarihinin derinliğini gözler önüne sermesi münasebetiyle Büyükada tarihi açısından önemli bir yere sahiptir.

Roma/Bizans dönemi

Adalar, tarih sahnesinin aydınlığına asıl Bizans döneminde ve Bizans kaynaklarıyla girer. Roma İmparatoru Constantinus'un 330'da İstanbul'u başkent yapmasından sonra adaların hem sürgün yeri hem de manastırlar bölgesi olarak kullanıldığı, ayrıca burada Roma tapınakları bulunduğu, Bizans dönemindeki manastırların bu tapınakların üzerine kurulduğu, bölgeye ait Bizans kaynaklı ilk bilgilerdir. Adaların Bizans tarihinde önem kazanması 567'de İmparator II. Justinus'un, o dönemlerde Megale (Büyük) denen Büyükada'da bir saray yaptırmasıyla başlar. Adalarda, bu tarihten sonra art arda manastırlar, kiliseler inşa edildi.

Ulaşımı güç, kaçmanın adeta imkânsız olduğu adalar, asıl ünlerini din ve taht kavgalarıyla sarsılan Bizans'ın sürgün ve çile beldeleri olarak kazanmışlardır. Anakaraya yakınlığından ötürü Kınalıada, sürgünlerde en çok tercih edilen yerdi. Özellikle 8. yüzyılda ve sonrasında gözden düşen din adamları, siyasal rakip olarak görülen saray mensupları, prensler, naipler hatta imparator ve imparatoriçeler, çoğunlukla da ağır işkenceler altında, gözlerine mil çekilerek adalara sürgün edilmişler, orada hayat boyu çile doldurmaya ya da ölüme terk edilmişlerdir.

Bizans İmparatoru Romen Diyojen (hükümdarlığı 1067-1071), 1071’deki Malazgirt Savaşı’nda Selçukluların bozgununa uğradıktan sonra, ardılı VII. Mihail tarafından gözlerine mil çektirilip Kınalıada'daki Metamorfoz (Başkalaşım) Manastırı’na sürgüne yollandı. Diyojen 4 Ağustos 1072’de orada öldü.

Ancak adalar, Bizans döneminde de sadece manastırlardan, zindanlardan ve sürgünlerden ibaret değildi. Manastırların, kiliselerin zenginliği, adaların Bizans döneminde de defalarca kuşatılmasına, yağma edilmesine neden olmuştur. 1204'te IV. Haçlı Seferi'ne çıkan Latinlerin komutanı Venedik Doju Enrico Dandolo, askerlerine, ikmal için Trakya yerine Adaları yağmalamalarını öğütlemişti. 1182'de yerli halk Haliç'teki Latin mahallerini yağmalayıp insanların birçoğunu öldürüp bir kısmını da köle olarak sattıklarında kırıma uğrayan halktan gemilerle kaçmayı başaranlar, Büyükada önleribe demirlemiş, misilleme olarak adanın doğusundaki Kariye Köyü ile zengin Kadınlar Manastırı'nı yağmalayıp ateşe vermişlerdir. 1302'de İstanbul önlerine gelen Giritli ve Eğribozlu korsanlar, şehrin surlarını aşamayınca adalardaki manastırları yağmalamış, keşişleri kollarından ve bacaklarından gemi direklerine asarak yeniden İstanbul önlerine gelmişler, İmparator II. Andronikos'tan keşişler için yüklü bir fidye almışlardır.

Osmanlı dönemi

Adaların Osmanlı egemenliğine geçmesi 1453'te II. Mehmed'in İstanbul kuşatması sırasındadır. Kentin kuşatılmasından bir süre sonra donanma ile adalar önüne gelen Kaptan-ı Derya Baltaoğlu Süleyman Bey, kendiliklerinden teslim olan Kınalıada, Burgazadası ve Heybeliada'yı almış, kale ile çevrili Büyükada da güçlü bir direnişten sonra düşmüş ve adalar İstanbul'dan 42 gün önce fethedilmiştir. Fetihten sonra manastırlar boşaltılmış, adaların Rum halkının çoğu buralardan göçmüş, bölge bir süre canlılığını yitirmiş, daha sonra keşişler yavaş yavaş eski yerlerine dönmüşler; Osmanlı döneminde patrikhaneye adalarda toprak kullanım ve mülkiyet hakları verilmiş ve adalar, eskiden olduğu gibi, manastırların ağırlık taşıdığı köy yapılarını sürdürmüşlerdir.

Evliya Çelebi, Seyahatnâme adlı yapıtında Büyükada'da iki, Kınalıada'da bir balıkçı köyünün varlığından söz etmektedir. 18. yüzyıl sonlarına kadar, savaş ve korsan talanlarına, donanma tayfalarına veya yeniçerilerin zorbalıklarına, devlet müsaderelerine, zorunlu göçlere veya iskana sahne olmuş; yerleşim yapıları sürekli değişmiştir.

Uzun süreler günlük yaşamdan dinsel mekanlara, yortulara, bayramlara, törenlere kadar Rum nüfusun damgasını taşıyan adalara, İstanbul'un fethinden sonra Karadeniz Bölgesi'nden getirilen Türk halktan bir bölümünün yerleştirildiği bilinmektedir. Bazı paşaların, zengin ve nüfuz sahibi saray mensuplarının adalara kısa süreli ziyaretler yaptıkları, bu ziyaretler sırasında buralarda hastane, okul, köşk gibi binalar inşa ettirdikleri, İstanbul'da çıkan salgınlar, örneğin 1562'deki veba salgını sırasında İstanbullu zenginlerin ve kimi yabancıların salgından korunmak için adalara sığındıkları biliniyorsa da, 19. yüzyıla kadar nüfus çoğunluğunu Rumlar oluşturmuştur. Önce Fransızlar, daha sonra da İngilizler olmak üzere Batılıların gezi, ticaret, yazlık gibi amaçlarla adalara gelmelerinin, yaşamın değişmeye, canlanmaya başlamasının tarihi ancak 18. yüzyıl sonlarına kadar gider. 19. yüzyılın ikinci yarısında Ege adalarından İstanbul adalarına doğru bir göç hareketi görülmüş, özellikle balıkçılar adalara yerleşmişlerdir. Kınalıada'ya Ermeni cemaatinin yığınsal şekilde yerleşmesi de 19. yüzyıldadır.

Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin ve manastırların özel imtiyazlara ve mülkiyet haklarına sahip bulundukları adalarda, 19. yüzyıla gelindiğinde Osmanlı toprak düzenindeki değişmelere bağlı olarak topraklar zengin ve nüfuzlu Rum beylerinin, patriklerin, bankerlerin, Fransız ve İngiliz tüccarların, elçilerin (1857'de İngiliz Elçisi Henry Bulwer Yassıada'yı satın almış daha sonra Mısır Hıdivi İsmail Paşa'ya satmıştır), paşaların mülkiyetine geçmiştir.

Adaların tedavi, dinlenme ve eğlence yeri olarak da ün kazanmaları; sürekli ve yazlık nüfuslarının hızlı artış göstermesi için, 19. yüzyılın ortalarına, adalara düzenli vapur seferlerinin başlamasına kadar beklemek gerekecektir. 19. yüzyıl başlarında adalara ulaşım pazar kayıklarıyla sağlanırken 1846'da küçük vapurlarla başlayan seferler ihtiyacı karşılamaz olunca Şirket-i Hayriye vapurları işletilmeye başlamıştır. 19. yüzyılın başlarında 1.200 civarında olan nüfus 1850'lerde sadece Büyükada'da 2-3 bine, 1865'te toplam 6.000'e, 1900'de resmî kayıtlara göre 12.000'e ulaşmıştır. 20. yüzyılın başına doğru adalar, artık sadece Rum, Ermeni, sonra da Yahudi azınlıkların yerleşme ve yazlık bölgesinden; kutsal yerleri, manastırları, kiliseleri, ruhban okullarıyla sadece dinsel eğitim ve faaliyet alanlarından ibaret değildir. Tanzimat sonrasının değişme süreci içinde Batılı yaşama özenen Osmanlı devlet ricalinin, paşaların, beylerin de yazlık olarak benimsemeye başladıkları bir yerdir. 1850'de Bahriye Mektebi'nin Heybeliada'ya taşınması, askeri tesislerin, okulların, camilerin yapılması, Tanzimat sonrasında Türklerin de yerleşim alanı olarak ilgisini çekmeye başlamasıyla, giderek İstanbul yaşamıyla bütünleşmiştir. 20. yüzyıl başlarından itibaren adalar artık Müslüman Türk nüfusun da seçkin bir sayfiye yeri; özellikle bahar ve yaz aylarında rağbet edilen bir eğlence ve dinlenme bölgesi; zarif yapılarla süslü "kibar" bir semti olmuştur. I. Dünya Savaşı sırasında Hıristiyan ve Müslüman cemaatlerin birbirlerine karşı kışkırtıldığı huzursuz bir dönem geçirmiş; Bahriye Nezareti tarafından, askeri öğrencilerin yerleştirilmesi için Heybeliada'ki Ruhban Okulu'na, Elen Ticaret Okulu'na, Rum Kız Yetimhanesi'ne el konmuştur. Mütareke yıllarında işgal kuvvetleri adalara da gelmiş; yine aynı yıllarda 1917'de Rusya'da meydana gelen devrimden kaçan Beyaz Ruslar bir süre için adalardaki manastırlara ve evlere yerleştirilmişler, daha sonraki yıllarda kurup işlettikleri plaj, gazino, lokanta gibi işletmelerle adaların yeniden canlanmasına katkıda bulunmuşlardır.

Cumhuriyet dönemi

İstanbul'un kurtuluşundan sonra Rumların bir bölümü yurtdışına göç ettiğinden, işlettikleri lokantalar, pansiyonlar, dükkânlar kapanmış, adaların yaşamında yokluklar hissedilmiştir. Cumhuriyet'in İlanı'ndan sonra adalar, Mustafa Kemal Atatürk'ün ve Cumhuriyet Halk Partisi ileri gelenlerinin gösterdikleri ilgiyle yeniden canlılık kazanmaya başlamıştır. Atatürk 1928 yazından itibaren her yıl Büyükada'daki Yat Kulübü'ne (Anadolu Kulübü) gelerek burada dinlenmiştir. İsmet İnönü de 1924'te rahatsızlığı sırasında dinlenmek için geldiği Heybeliada'da kiraladığı evi daha sonra satın almıştır. Ev, daha sonra İnönü Vakfı tarafından müzeye çevrilmiştir. Aynı dönemlerde Büyükada'da yaşamakta olan ünlü bir sürgün de Ekim Devrimi'nin önderlerinden olup Stalin döneminde ihanetle suçlanarak 1929'da Rusya'dan çıkarılan Leon Troçki'dir. Troçki anılarını burada yazmıştır.

II. Dünya Savaşı sonrasında, adalar, özellikle de Büyükada, azınlıkların yanında savaş yıllarında servetler edinmiş Türk zenginlerinin, siyaset adamlarının da ilgisini çekmiş, görece düşük olan arsa fiyatları buralarda yazlık köşkler, villalar yapılmasını hızlandırmıştır. Ahşap mimarinin yerini yavaş yavaş kagir binaların, hatta birkaç katlı apartmanların almaya başlaması da bu yıllara rastlar.

1947'de Türk Deniz Kuvvetleri tarafından satın alınan Yassıada'da, 27 Mayıs Darbesi'nden (1960) sonra kurulan mahkemelerde Demokrat Partililer yargılanmıştır.

1950'lerden sonra, adaların toplumsal yapı ve nüfus bileşiminde önemli değişmeler olmuştur; 6-7 Eylül 1955 Olayları, 1964'te Rumların zorunlu göçe tabii tutulmaları, 1974 Kıbrıs Harekatı, 12 Eylül 1980 Darbesi gibi siyasal gelişmelerin etkisiyle başta Rumlar olmak üzere yerleşik azınlık nüfusun adaları ve Türkiye'yi terk etmesinin yarattığı nüfus gerilemesi, yine 1940'larda başlayan ama 1960, hele de 1980'den sonra hızlanan doğu illeri ağırlıklı iç göçle dengelenmiştir. Bu iç göçün sonuçları, adaların toplumsal yapısında gözle görülür bir değişme olmuştur.

Adaların yakın tarihinde yaşanan en sarsıcı olay, 19 Şubat 1994'te Belediye Başkanı Recep Koç'un uğradığı silahlı saldırı sonucu, görevi başında yaşamını kaybetmesidir.

Yönetim

Adalar'da ilk belediye örgütü 1868'de Yedinci Daire-i Belediye adıyla kurulmuştur. İdari yönden, 1908'de, Meşrutiyet'in ilanından sonra mutasarrıflık olan Adalar'a Emin Paşa ilk mutasarrıf olarak tayin edilmiştir. 1984'e kadar İstanbul Belediyesi'ne bağlı bir şube müdürlüğü iken 1984'ten bu yana İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde bağımsız bir belediyedir. Günümüzün Adalar İlçesi, Büyükada'da Maden ve Nizam, ayrıca Kınalıada, Burgazadası, Heybeliada olmak üzere beş mahalleden oluşmaktadır. Sedefadası, Büyükada Maden Muhtarlığı'na bağlıdır. İlçenin merkezi Büyükada'dır.

PolitikaYerel seçimler

Adalar Belediye Başkanları ve Partileri
YılBelediye BaşkanıPartiOy Oranı                     
1984Recep KoçANAP%51,13                     
1989Recep KoçANAP%40,73                     
1994Can EsenANAP%49,70                     
1999Coşkun ÖzdenANAP%41,14                     
2004Coşkun ÖzdenANAP%54,45                     
2009Mustafa FarsakoğluCHP%45,44                     
2014Atilla AytaçCHP%50,10                     
2019Erdem GülCHP%44,10                     

Genel seçimler

YılPartiOy Oranı
1961CHP%44
1965AP%51
1969AP%50
1973CHP%42
1977CHP%58
1983ANAP%46
1987ANAP%54
1991ANAP%34
1995ANAP%36
1999ANAP%34
2002CHP%36
2007CHP%45
2011CHP%47
Haziran 2015CHP%42
Kasım 2015CHP%46
2018CHP%40

Ekonomi

Adalar'ın bir yandan seçkin ve zengin bir yazlık semt olması, öte yandan turistik yönü, Büyükada başta olmak üzere, ilçede hizmet sektörü ağırlıklı bir faal nüfusun barınmasını sağlamakta, bu sektör kendine gerekli işgücünü daha çok adalara dışarıdan gelen göçten devşirmektedir.

Altyapı

Toplam 20.000 civarında konut, 2500 civarında işyeri bulunan İlçede, bu yerlerin %90’a yakın kısmı yazlık olarak faaldir. 899 adet tarihi eser bina mevcuttur. Adaların elektrik sistemi, Bostancı’dan Kınalıada’ya, Küçükyalı’dan Burgazada’ya, Dragos’tan Heybeliada ve Büyükada’ya, Kartal’dan Büyükada’ya (Sedefadası da Büyükada’dan beslenir) olmak üzere beş ayrı deniz kablosu ile karşılanmaktadır. Caddeler ve sokaklarda fotosel ile aydınlatma sisteminden yararlanılmaktadır. Adaların su ihtiyacı 1990'lara kadar, Ömerli Barajı’ndan Bostancı’ya gelen ana borudan gemilerle taşınarak karşılanırken, 1996 yılında İSKİ tarafından; Büyükada, Heybeliada, Burgazadası, Kınalıada ve Sedefadası’na, karada 4305 m, denizde ise 13900 m olmak üzere toplam 18205 m boru döşenerek, Adalar, İSKİ’nin Asya yakasındaki su şebekesi sistemine bağlanmıştır.

Demografi

31 Aralık 2013 itibarıyla Adaların nüfusu 16.166 kişidir. Adalar'da yaşayan azınlık nüfusunun çeşitli toplumsal, siyasi olayların sonucunda dönem dönem buradan ayrılması, yerleşim alanlarının az olması ve yeni yapılaşmaya sınırlı olanak tanınması gibi nedenlerle sürekli oturan nüfus 10 bin ile 20 bin arasında değişmektedir. Yalnızca Büyükada, Haybeliada, Burgazada ve Kınalıada'da sürekli yerleşim vardır. Yassıada uzun süre deniz kuvvetleri tesislerini barındırtıktan sonra 1990'lı yıllarda kısa bir süre için İstanbul Üniversitesi Balıkçılık ve Su Ürünleri Fakültesi'ne devredilmiştir.

Adalar halkı, sürekli ikamet eden ve sadece yaz aylarında (yazlıkçı) ikamet edenler olarak iki gruba ayrılabilir. Adalar, yazları yoğun bir iç turizm hareketine sahne olmakta, bu nedenle de nüfus, yıl içinde önemli oynamalar göstermektedir. Adaların nüfusu yaz aylarında Nisan ve Mayıs’tan itibaren artarak, Temmuz-Ağustos aylarında Büyükada 30.000 (Sedefadası dahil), Heybeliada 20.000, Burgazada 7.000 ve Kınalıada 15.000 olmak üzere, toplam 72.000 civarına ulaşmakta, günü birlik ziyaretçilerle ilçe nüfusu 140.000 kişiyi bulmaktadır.

YılToplam
18401.816
1865~6.000
192711.691
194013.325
194514.053
195015.405
196019.834
196515.219
197017.600
197513.171
198018.232
198514.785
199019.413
199716.171
200017.760
200710.460
200814.072
200914.341
201014.221
201113.883
201214.552
201316.166
201416.052
201515.623
201614.478
201915.238

Ulaşım

Adalara, coğrafi konumları nedeniyle yalnızca deniz yoluyla (vapur, motor ve deniz otobüsleri) ulaşım sağlanabilmektedir. Adalar'a ilk vapur seferleri Galata Köprüsü'nden 1846 yılında başlamıştır.

Günümüzde, her gün karşılıklı olarak Şehir Hatları vapurları ile Kabataş-Kadıköy-Kınalıada-Burgazada-Heybeliada-Büyükada ve Bostancı-Kınalıada-Burgazada-Heybeliada-Büyükada seferleri, İstanbul Deniz Otobüsleri ile de Kabataş-Kınalıada-Burgazada-Heybeliada-Büyükada-Bostancı seferleri düzenlenmektedir. Bunlar dışında motorlarla (Mavi Marmara, Prens Tur, Dentur, Turyol) hem adalar arasında hem de adalardan Bostancı, Maltepe, Kabataş, Kartal ve Yalova'ya seferler düzenlenir.

Adalardan en yakın noktaya ulaşım 25 dakika sürerken, en uzak noktadan ulaşım yaklaşık 1,5 saat sürmektedir. Adalar'a sefer yapan firmalar genelde yaz ve kış olarak 2 tarife kullanmaktadır. Bu seferlerin sıklığı da hafta içi ve hafta sonu günlerde değişmektedir. İlgili seferler tarifeler kullanılarak takip edilebilmektedir.

Adalar'da az sayıda kamu taşıtının dışında, motorlu taşıt kullanımı bir dönem yasak olduğu için iç ulaşım atlı faytonlar tarafından sağlanmaktaydı. 16 Ocak tarihli meclis oturumunda alınan karar ile atlı fayton dönemi tamamen sona erdi. Alınan bu kararı, 19 Ocak 2020 tarihli köşe yazısında Cumhuriyet gazetesi yazarı Zülal Kalkandelen "Adalar’da atlı fayton utancına son!" başlığıyla duyurdu. 30 Temmuz 2020 tarihinden itibaren Adalar'da ulaşım elektrikli araçla yapılmaya başlandı.

Sağlık ve eğitim

Adalarda 1 anaokulu, 4 ilkokul, 3 ortaokul ve 3 lise bulunmaktadır. Heybeliada Deniz Lisesi 1773 Yılında Kaptan-ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa tarafından Kasımpaşa Tersanesi’nin Darağacı semtinde Mühendishane-i Bahr-i Hümayun adı altında ilk deniz okulu olarak faaliyete geçirilmiştir. 1851 yılında Heybeliada’ya taşındıktan sonra II. Dünya Savaşı nedeniyle 1941 yılında Mersin’e intikal ederek faaliyetlerine orada devam etmiştir. 1946 yılında tekrar Heybeliada’ya intikal eden ve Deniz Harp Okulu ile müşterek bir komutanlık altında öğretim yapan Deniz Lisesi 1963 yılında müstakil bir komutanlık olmuştur. 1985 tarihine kadar Heybeliada’da bulunan Deniz Harp Okulu’nun Tuzla’daki yeni ve modern tesislerine taşınması ile boşaltılan tesisler Deniz Lisesi Komutanlığı’na devredilmiştir.

1844 yılında din adamı yetiştirmek için faaliyete geçen Heybeliada Ruhban Okulu, 1923 yılına kadar Yüksek Ortodoks Teoloji Okulu adını taşımıştır. Daha sonra bulunduğu ada ile özdeşleşerek Heybeliada Ruhban Okulu olarak anılmaya başlar. 1971 yılında Türkiye'deki tüm özel yüksekokulların devlet denetimine girmesi ile ilgili karar neticesinde, bu değişikliğe razı olmayan Fener Rum Patrikhanesinin karşı tutumu nedeniyle okulda teoloji eğitimi kaldırıldı ve okul yalnız lise düzeyinde eğitim vermeye devam etti. 1971-1972 eğitim döneminde "Heybeliada Özel Rum Lisesi" adını alan okul, resmen açık durumudaysa da, öğrencisi yoktur ve eğitim yapılmamaktadır.

Adalar'da sağlık hizmetleri, Adalar Toplum Sağlığı Merkezi, Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim Araştırma Hastanesi Büyükada Ek Hizmet Binası ve Belediye Sağlık İşleri Bölümü bünyesinde sürdürülmektedir. Kara ve deniz ambulansları mevcut olup, acil durumlarda ve gerektiğinde İstanbul'daki diğer hastanelere hasta sevki yapılmaktadır.

İstanbul'un kültürel ve doğal mirası için çok özel bir yer olan Adalar 2010 yılından beri Adalar Müzesi adlı bir müzeye de sahiptir. İstanbul'un ilk ve tek çağdaş kent müzesi olan müze, Büyükada'nın doğusunda, en eski tarihsel yerleşim yeri olan Aya Nikola bölgesinde kurulmuştur. Adalar Vakfı ve Adalar Belediyesi işbirliği ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansının desteği ile kurulmuş olan müzenin kalıcı sergilerinin yer aldığı ana binasına, yenilenerek kullanıma sokulan eski bir helikopter hangarı da eklenmiştir.

Müze, Prens Adaları'nın jeolojik oluşumundan bugününe uzanan hikâyesini binlerce Osmanlı arşiv belgesi, fotoğraf, yüzlerce belgesel film, bugünün Adalar'ını belgeleyen video klipler, Adalar'da hizmet veren kamu kurumlarının arşivlerinden elde edilen dokümanlar, sözlü tarih kayıtları, Adalılar'ın bağışlarından oluşan bir koleksiyon ile sunmaktadır.

Bizans döneminde adalarda yaşamın merkezi, dini işleve sahip oldukları kadar siyasal mücadelelere de fon teşkil etmiş manastırlardır. Sonraki dönemlerde bulunan kalıntılar, batmış bir adacık olan Vordonos kayalığı dahil, adaların tümünün üzerinde manastırlar bulunduğunu göstermektedir. Bugün bazılarının sadece kalıntıları görülen Bizans ve sonrası dönemlere ait manastırlarının ve kiliselerinin en önemlileri Büyükada'daki Aya Yorgi Manastırı, Kadınlar Manastırı, Ayios Nikolaos, Hristos (Metamorfosis); Heybeliada'da Ayios Yeorgios (Aya Yorgi), Ayios Trias (Aya Triada), Ayios Spridon (Arsenios) kiliseleri; Burgazadası'nda Ayios Yeorgios (Aya Yorgi), Kınalıada'da Hristos (Metamorfosis), Yassıada'da Teofilos manastırları; Sivriada'da Ohia Manastırı, Tavşanadası'nda İynatios (Neandros) Manastırı, Sedefadası'nda Andrevitos (Saint Michel) Manastırı'dır.

Bizans döneminde Adalardaki ana uğraş, özellikle manastırlara ait topraklar üzerinde tarım, bağcılık, hayvancılık ve balıkçılıktır. Osmanlı döneminde de aynı uğraş ve işlevler etrafında yoğunlaşan bir yaşam 19. yüzyıl ortalarına kadar sürüp gitmiş; bağcılık ve şarapçılık geleneği keşişlerin ve manastırların tekelinden zengin Rumlara, Fransız şarap tüccarlarına geçerek devam etmiştir. Büyükada'da aynı adı taşıyan tepedeki Aya Yorgi Manastırı'nın şarabı 19. ve 20. yüzyıllarda da ünlüdür ve kilisenin bulunduğu tepelerin yamaçları bağlarla kaplıdır. Heybeliada'da şarapçılık 1886'dan sonra Ege adalarından göç edenlerin etkisiyle gelişerek sürmüş; 19. yüzyıl sonlarında İstanbullular, eğlenmek ve adanın özel şaraplardan içmek için Heybeli'ye gelmişlerdir. Adalara da uğrayan Corneille Le Brun (1714), Domenico Sestini (1779), Von Egmont (1759), Guillaume-Antoine Olivier (1793) gibi Batılı gezgin ve yazarlar, notlarında Heybeliada ve Büyükada şaraplarının kalitesini överler.

Bütün bu özellikleriyle adalar, 19. yüzyılın ortalarına gelene kadar "Müslüman İstanbul"a yabancı kalmıştır. Adalardaki kilise ve manastırlarda canlı bir dini yaşam sürmekte, dini bayramlar, yortular, ayinler coşkuyla kutlanmakta, fener alayları yapılmaktadır. Burgazadası'ndaki Metamorfosis Manastırı, Paskalya Yortusu sırasında yakılan meşalelerin İstanbul halkını yangın telaşına düşürdüğü gerekçesiyle, IV. Murad tarafından yıktırılmıştır.

Bugün bile, özellikle Paskalya Yortularının kalabalık ve canlı kutlandığı Büyükada'daki Aya Yorgi Kilisesi aynı zamanda bir adak yeridir. Hıristiyan halk adalara bu ayinlere, yortulara, bayram eğlencelerine katılmak veya kutsal yerlere adak adamak için de gelmektedir. Paskalya Yortusu sırasında, Aya Yorgi Kilisesi'ne çıkan yaklaşık 1 km uzunluğundaki dik yokuş, çalılara bağlanmış ipler, üst üste konmuş taşlar ve tırmanırken yolda açılmış makara makara iplerle dolar. Yaygın inanışa göre bu yolu hiç konuşmadan çıkan ve yoldaki çalılara ip bağlayan kişinin dileği gerçekleşir ve işleri çözülür, yolu bir makara ipi aça aça çıkan kişinin ise kısmeti açılır.

Adaların ilk yazlıkçıları, 18. yüzyılın sonlarına doğru gelen Fransızlardır. O zamanlar Tophane'den kalkan büyük pazar kayıklarıyla yapılan ada yolculukları üç saate yakın sürmekteydi. 20. yüzyıl başlarında Avrupa "Belle Epoque" yaşamının küçük bir örneği adalarda da gözlenecekti. Büyükada Yat Kulübü bu hayatın bir parçası olarak bir İngiliz avukatın önderliğinde "Prinkipo Yacht Company" adıyla kurulmuştur. Artık adalar özellikle Hıristiyan nüfus ve Osmanlı yüksek bürokrasisi için şık, seçkin, eğlencesi bol bir yazlık bölge haline gelmişti. Azınlıklar, İstanbul'da sahip olamadıkları veya sergilemekten çekindikleri daha özgür ve parıltılı yaşamı burada uygulama imkânı bulmuşlar; İstanbul'da yaşayan zengin yabancılar ve tüccarlar 20. yüzyıl başında adalarda yapılan otellerde kalmaya başlamışlardı.

Adalarda manastırlar ve kiliseler dışında, köşklerin, okulların, otel olarak kullanılan binaların yapılmaya başlaması 1820'lerden daha erken değildir. Köşklerin yapımı 1850'lerden sonra hızlanmıştır. Hâlen faal durumda olan ve çoğu 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra inşa edilmiş kiliselerin, kilise okulları ve manastırların mimarisinde, eklektik ve neogotik etkiler görülür. 20. yüzyılın başında art-nouveau üslubu, yerleşik zevke uyan süslemeciliği ve ahşaba uygulanabilirliğiyle adalar mimarisine hakim olmuştur. Art-nouveau'nun ahşaba uygulanmasının başka hiçbir yerde görülmeyen örneklerine, adalardaki köşklerde rastlanır.

Dar cepheli, çoğu iki katlı bahçeli sıra evler ve büyük bahçeler içinde neoklasik, neobarok, neogotik, ampir, özellikle de art-nouveau üsluplu birkaç katlı ahşap köşkler, adaların yerel yerleşme ve mimarisinin temel öğeleridir. Bu mimari üslup çeşitliliği 20. yüzyıl başlarındaki Batılılaşma sürecini yansıtmaktadır.

Günümüzde adalar, yerleşik 10 bin-20 bin nüfusu, yaz aylarında yüzbinlere vardıran yazlıkçıları ve günübirlik ziyaretçileriyle; sık vapur, deniz otobüsü ve motor seferleri, sayıları artan otelleri, pansiyonları, en seçkininden en sıradanına kadar lokantaları, gazinoları, kulüpleri, eğlence ve mesire yerleriyle ve belli bir korumacılık anlayışı içinde, dış görünüşleri geçmişten çizgiler taşısa da içleri çok daireli apartmanlar olarak düzenlenmiş ahşap köşklerin hemen yanında yükselen kagir villaları, apartman yavrusu yapılarıyla geçmişin izlerini sönük de olsa sürdürmektedir.

Kardeş kentler

Adalar Belediyesi'nin kardeş kentleri;

  • Nacka, İsveç
  • Palaio Faliro, Yunanistan
  • Çolpon-Ata, Kırgızistan
  • Veles, Makedonya
  • Pokhara, Nepal
  • Nilüfer, Türkiye
  • Santa Ana, Kosta Rika
  • Ataşehir, Türkiye